Eylül 03, 2008

SARP,BORÇKA VE DİĞERLERİ

Gezinin sonunda Sahilde varabileceğim son nokta;Sarp.Burası Hopa ilçesinin çok güzel bir köyü.köyün ortasındaki dere sınır olmuş.Karşı yaka Gürcistan,bu taraf Türkiye.Karşı yamaçta görünen evler Gürcülere ait.Denizli'den Ordu'ya giderken otobüste Gürcüler vardı.Nasıl sizin memleket,dedim.çok güzel,güvenlikli,buyrun gelin,dediler.Ben de yanıma pasaportumu almadığıma pişman olmuştum.5-6 gün sonra duydum ki Rusya Gürcistan'a saldırmış.Bu defa da gidemediğime sevindim.Allahın dediği olur.
Artvin,bu yılki gezi programımda olup olmayacağı belli olmayan bir yerdi.Hadi dedim,deneyeyim.Vara vara vardım Buket Köşker'in ilçesine.Kendisi Borçka'nın ingilizce'den sorumlu öğretmenlerindendir ve yan tarafta linki vardır.Buket tatildeydi ama tanıdıkları bile yetti işlerimi görmeye.Burası Çoruh üzerine kurulmuş bir köprü ama sürekli tingildeyen bir köprü.Yürüdükçe sallanıyor.

Borçka'nın bir başka görünümü.İlçe çoruh'un kollarının birleştiği bir yerde kurulmuş,kenarında da balıkçılar eksik olmuyor.Buradan Maçahel'e gitme planlarım ise gidilecek yere gece varma,yolun süresi (2-3 saat) ardından pansiyonda konaklama (fiyatlar),ertesi sabah erkenden ilçeye dönüş gibi etkenleri dikkate alarak oturdum,düşündüm ve dedim ki;Buraya kadar.Artvin özel planlama,çaba ve araç isteyen apayrı bir yer.Burası artık Karadeniz değil Kafkasya'nın başlangıcı.Burada gidilecek yerlere sırat köprüsü gibi yollardan gidiliyor.Vara vara ise ıssız bir yere varılıyor ama Dünya cenneti.Bakınız Vatan gazetesi köşe yazarı mutlu Tönbekici'nin yazıları.Bu yılki karadeniz gezim bitmiştir,dönüyorum.


Burası Ünye.Gezinin sonunda Ordulu arkadaşım gel, dedi.Ben de geldim.Kendisini bulabılmek için kardeşinin yaşadığı Ünye'de buluştuk.Burası Çakırtepe adlı,çok güzel pidesi olan ve ünye'yi tepeden gören bir yer.Alın size ünye.

Çerli Köyü sahili;Değirmenyanı'ndan Ordu yönüne bakış.Gezinin sonunda iki günümü burada geçirdim.tatil etkinlikleri ise denize girme, kahvede oyun seyretme,balığa çıkma,fındık harmanı karıştırma vb.idi.Hoştu be Karadeniz.Sevdim ben bu memleketi.

Eylül 01, 2008

AYDER

Ünlü Ayder Yaylası;Fırtına deresinin kenarında sisler içinde,kaplıcası bile bulunan tamamen kendine özgü bir yayla burası.Buradan hareketle daha yükseklerde henüz turistlerin gidemediği bu nedenle özgün ve yayla olarak kalabilmiş Kavron,palovit,Amlakit vb. birsürü yaylaya gidilebiliyor.Burası turistik olmuş artık ama gene de yayla.Serin,ıslak,güzel.

Yayla'ya dik bir vadiden inen bir dere.
Fırtına deresi çağlaya çağlaya buz gibi suları ile aşağılara inmekte.Birileri de bunu durduralım suyundan elektrik üretelim diyor.tamam o da ihtiyaç ama daha uygun yerlere yapılamaz mı?


Ayder'in gülleri.Teyzeler yaz aylarını Ayder'de çorap örerek,sohbet ederek hoşça geçiriyorlar.Kimbilir çocukluklarının Ayder'i ile bugünü kıyaslayıp neler diyorlardır.Konuşmaları da kendilerine özgü ve R harflerini yuvarladıkları bir değişik aksan.



Ayder'de bir yaylaevi.Taş veya ağaç duvarlı,kar nedeniyle tavanı çinko teneke ile kaplanmış korunaklı evler.Bazılarında sürekli oturuluyor.




Ağustos 27, 2008

UZUNGÖL'DEN RİZE'YE

Rize'de görülecek yerlerin başında Ziraat çay bahçesi geliyor.meydan'dan dik bir yolla çıkılan bir tepedeki Çay Bahçesinden Rize manzarası.
Yine bir ayrıntı.Rize'de bir minarenin şerefe süslemeleri
5.GÜN:sabah erkenden kahvaltıyı yapıp Trabzon'a ve dolmuş duraklarından bilet alıp Uzungöl'e doğru yola çıktım.Yine çiseleyen bir yağmur ve muhteşem uzungöl.Ortalık Arap turist dolu.Burası çok güzel manzaralı,dinlendirici ve sakin bir yer.Etraf bir anda sisle kaplanıyor.Bir süre yol boyunca Göl etrafında dolaşıp fotoğraflarını çektim,tereyağında pişmiş alabalık ve salatadan oluşan yemeğimi de yedikten sonra of'da indim.Artık yeni hedef Rize.Akşam daha olmamıştı ve Rize'de öğretmenevinin yönlendirdiği otele yerleştikten sonra Rize'yi gezebildiğim kadar gezeyim dedim.Önce Rize Ziraat çay bahçesine gittim.Burası tepede kurulmuş,Tüm Rize'yi gören,Çay içilen,dinlenilen hoş bir yer.Aynı zamanda bir botanik bahçesi.Akşam olmadan Rize Kalesine de çıkayım dedim.Ama oldukça yokuş tırmanarak gün batımında Rize Kalesine ulaştım.kale'den Rize manzaraları çektim.Oldukça küçük bir yer Rize.Akşam ve otelde dinlenme

Rize Kalesinden ''Rize'de Akşam'' görünümü


Klasik bir görünüm ama ben yine de ekledim;Uzungöl


Uzungöl küçücük bir göl ama onun da bir adası var.Uzungöl'de Ada.




Ağustos 23, 2008

SÜMELA

sisler içinde Sümela Manastırı,gizemli ve ulaşılmaz bir görüntüsü var.
Manastır Girişi;Ortada küçük bir avlu ve etrafında kilise,odalar bulunuyor.
Sabah erkenden kalkıp Trabzon merkezden Sümela manastırına gitmek için otobüs firmalarına baktım.Merkezdeki şirketler Sümela turu için 20 ytl ye bilet kesiyorlar.Gidiş dönüş.Eğer Maçka'nın kendi minibüsleri ile gitmek isterseniz onlar da 15 ytl'ye gidiyorlar.Çok virajlı bir yoldan vardığımız Sümela çisildeyen yağmurla karşıladı bizi.Şoför neredeyse manastırın kapısına kadar çıkardı.Serin bir havada manastırı gezdim.Giriş 8 ytl çıkışta kıvrım kıvrım ve dik patika bir yolu izleyerek aşağı indim ve tesislere geldim.Normalde hristiyanlar ve diğer ziyaretçiler bu yokuş ve patika yolu tırmanarak Sümela'ya ulaşıyorlar.Tesisler dere kenarına kurulmuş.Ne yiyeyim derken karadeniz yöresel yemeklerine takılayım dedim ve Kuymak ile Hamsiköy Sütlacı oldu tercihim.Çok ta güzeldi yemekler.Sonra dönüş ve tekrar Trabzon.Akşama kadar gezip akçaabat'a dönüş.

Avluya bakan duvar çok sayıda mozaik barındırıyor.Herbiri İncil'den konuları işleyen tasvirler bunlar.


Bundan yüzlerce yıl önce yapılmış bir Hz.İsa tasviri.



Sümela Veda ederken dağın yamaçlarında ihtişamla varlığını sürdürüyor.




Ağustos 20, 2008

sera gölü ve trabzon

Trabzon Sera gölü:Heyelan sonucu oluşmuş minik bir göl
Trabzon Ayasofya Kilisesi ;Mozaikleri,manzarası var.

Trabzon'da tepeler ve aralarında dereler var.Bir dere yatağının ıslah edilip park haline dönüşümü görülüyor.

3.GÜN:TRABZON sabah erkenden kalkıp Uygulama otelinde kahvaltımı yaptım ve doğruca Ordu.Garaja yeni giren ve hemen hareket edecek otobüse bindiğim gibi Akçaabat.Yolda verilen molada akçaabat otelcilik ve Uygulama otelinde yer olmadığını öğrendim ve yapılacak 2. seçenek öğretmenevine gitmeye karar verdim.Zemin katta herkesin kalmadığı oda boştu ve kalacak tek yer burasıydı.Eşyalarımı bırakıp doğruca gezmeye çıktım.İlk hedef, yolda levhasını gördüğüm Sera gölü.Trabzon yolunda Yıldızlı Beldesine vardım.Dolmuştan inip 2- 3 km'lik yolu yürüyerek kah böğürtlen yiyerek,kah fotoğraf çekerek tamamladım ve heyelan sonucu minik bir derenin önünün kapanması ile oluşan Sera gölüne ulaştım.Güzel,sakin ve dinlendirici bir yer.Dönüşte doğruca Trabzona giden bir dolmuşa bindiğim gibi dooooğru Trabzon.İlk durak ana yola yakın Ayasofya Kilisesi.İçerisinde çok güzel mozaikler var.Manzaralı güzel bir yer.Devamla şehir turu yapıp Trabzon Müzesine vardım ki kapalı.Niye?Pazartesi olduğu için.Uzun çarşıyı,Zağanos Paşa köprüsünü ve Atatürk meydanı/Taksim'i gördüm.Şehir Tarih kokuyor.8 yıllık iktidarında imparatorluk sınırlarını 2 kat genişleten Yavuz Sultan Selim burada şehzadelik yapmış.Eşi Gülbahar Hatun adına cami ve türbe yaptırmış .Oğlu da burada doğmuş ve Osmanlıyı zirveye çıkarmış.Kanuni Sultan Süleyman.Şehirde kent kültürü var.Plaj gibi bir yere kurulmuş havalimanı ile ilginç bir yer Trabzon.Burada da var bir Boztepe.Buraya dolmuşla çıkıp tepeden trabzon resimlerini çektim.Kızlar manastırını gördüm ve artık yeter deyip Akçaabat minibüslerini bulup öğretmenevine döndüm.Burada ne yenir?Akçaabat köfte.Çarşıda bulup bir usta yemeğimi yedim (Bu Karadenizde ne güzel yiyecekler var be) ve bir gün de böyle bitti.


Trabzon merkezde Cami'ye dönüşen bir kilise.Kilise onlardan minaresi bizden.



Kanuni Sultan süleyman Heykeli



Ağustos 18, 2008

KARADENİZ'DE İKİNCİ GÜN :ORDU

Ordu merkezde yerel müze;Paşakonağı.Bir zengin yaşam örneği
Paşakonağında oturma odası ve konu mankenleri
Ordu; Karadeniz'in fındık başkenti.Dere, tepe, yamaç heryer fındık bahçesi.Önce merkezi kısaca gezip Paşakonağı adı verilen yerel müzeyi gezdim.Daha sonra aynı yolla gidilen meşhur Boztepe'ye doğru yola çıktım.Yolun yarısında yorulup dolmuşla devam ettim ve Boztepe'ye vardım.Boztepe tüm Orduyu kuşbakışı gibi gören müthiş manzaraya sahip bir yer.Bol bol fotoğraf çektim.Arka taraftaki bir yolu izleyerek Perşembe yönünü de fotoğraflayıp yürüyerek Kumbaşı semtine indim.Ordu limanını,eski Kilise'yi ve öğretmenevini gördüm.Ordu genel anlamda benim için bitti.Sayacak Olursam,Yason burnu,hoynat adası,Çaka ve Efirli plajları,Paşakonağı ve özellikle Boztepe Ordu'nun görülecek yerleri.Uzun kalırsanız da Perşembe ilçesi ve buradaki kışlaönü limanı,içerilerdeki Çambaşı yaylası diğer gezilebilecek yerler arasında.Çarşı pazar gezmeleri de yapıp Ordu'yu bitirdim,Yola devam etmek gerek. yarın Trabzon'a doğru yola çıkıyorum.



Ordu'nun en güzel manzarası burada.Burası Ordu boztepe.Tüm şehir ayaklarınızın altında.Tesislerde oturup dinlenebilirsiniz.Fiyatlar makul.


''Emekli olayım da bir kayığım olsun,hergün balığa çıkayım '' cümlesinin canlı örneği.


Ağustos 14, 2008

KARADENİZ'DE İLK GÜN;PERŞEMBE

Yason Burnundaki kabartma;İlkçağ mitolojisindeki Altın Post hikayesinin bir parçası
Yason Burnu;Uzaktan burun,Kilise ve yemyeşil çayırları görülüyor.

Büyükağız Köyü sahili;Öğleden sonra deniz kabarmış,dalgalar sahile kabararak geliyor.Karadeniz işte.
Meşhur Karadeniz gezisine sonunda başladım.Denizli Ordu yolculuğu sonrası Perşembe Anadolu Otelcilik ve Turizm meslek lisesine yerleşip geziye başladım.İlk gün olmasına rağmen 10-15 km yürüdüm.Kışlaönü limanında çay içip bir minibüse binerek Büyükağız Köyüne kadar gittim.Burada inerek Büyükağız köyünü gezdim.Sahildeki İlköğretim okulunun bahçesine çadır kurmuş ve fındık toplamaya gelmiş Güneydoğulu erkek ve kadınlar gördüm.Genç bir erkek elimdeki fotoğraf makinesinden dolayı beni gazeteci zannedip hallerini anlatmaya başladı.Birkaç resmini çektim onların.yolboyu yürüyüp yol kenarında rastladıklarımla konuştum.Bir aile yemekleri hazırlamış mevlit saatini bekliyorlardı.Epeyce sohbet ettik ama yürünecek yol çoktu ve mevlitin başlamasına da çok vardı.Yason burnuna vardığımda yemyeşil çayırlarla kaplı bir burun ve ucunda kilise manzarayı oluşturuyordu.Günbatımı fotoğrafı çekmek için de epeyce beklemem gerektiğinden vazgeçtim.Yürüyerek Çaka plajına geldim.Ordu'nun en güzel plajlarından biri burası.Artık yorgunluk iyice bastırmaya başladı.Devam edemeyeceğime karar verip bir minibüsle Perşembe'ye döndüm.İlk gün için güzel bir başlangıç oldu.Balıkçıdan 5 ytl'ye aldığım çipurayı balık pişiricisi yanına salatasını da ekledikten sonra masaya koydu.5 ytl de ona verince 10 ytl'ye neffis bir akşam yemeği oldu doğrusu.Perşembe'deyim.Balık başkentinde.

Büyükağız Köyünde sahilde çadır kuran güneydoğulu amcam.



Çamburnu;Yolum üzerinde çok sayıdaki koylardan biri daha ama çok güzel ve sakin yerler.




Okulun Otel'inden çıkmışım ve karşımda Perşembe;Balık memleketi.





Temmuz 12, 2008

Fen lisesinde öğretmen olmak

Gaziantep Fen lisesinde yemekhane:Hafta sonları okulda kalan öğrenci azaldığından nohut,fasulye,makarna gibi sıradan yemekler verilirdi.Öğle aralarında upuzun bir kuyruk olur,erken gelmek için yarışıldı.24 saat nöbetlerini unutamıyorum.


Türkiye'de ilk fen lisesi Ankara'da açıldı.Konya yolu üzerinde çok güzel bir yere kurulmuş, son derece kaliteli bir eğitim verilen,ülkemizin en zeki çocuklarının eğitildiği bir kurum oldu.Daha sonraları Fen lisesinin başarısı nedeniyle sayısı çoğaldı.1986 yılında yeni açılanlardan biri de Gaziantep fen lisesiydi.1987 yılında da büyük bir öğretmen grubu olarak bizler atandık.Süper bir öğretmen kadrosu vardı.Hepsi de branşında başarılı,iyi niyetli ve fedakar.
Fen Lisesinin adının büyüklüğü ve bu okul öğrencilerinden beklentisi olanların ilgisi nedeniyle gözlerin üzerinde olduğu bir okuldu.Esen, gürleyen,küçük dağları ben yarattım havasında idareciler eksik olmazdı.Sanırım birçoğunda hala öyledir.Okulu babasının malı gibi gören insanlara ne denebilir ki.


Okulumuzun yatakhane binası,yemekhanesi ve alt katında kantini


Fen liselerinin eğitim ortamı öğrenci tarafından ileri götürülür.Kendi kendine öğrenme,bilmediğini arkadaşından öğrenme etkilidir.Öğretmen her zaman hazırlıklı olmak zorundadır.Hiç beklemediği konulardan sorularla sıkıştırılabilir.Öğrenciler bakarsınız 1 yaz mevsiminde bir sonraki yılın konularını bitirmiş gelmiş.Ders onlar için öğrenim ortamıdır ama o anda onlar ne öğrenmek isterlerse.Coğrafya dersi sırasında matematik çalışan öğrenci olurdu ve öğrencinin ilgisini çekmeyen derse ilgisiz kalması da gayet noormaldi.Sınavlarda zor soru sorarak intikamımı almak isterdim ama bir bakardım ki ders dinlemeyen tipler bile o kadar kısa sürede hazırlanırlar ki yüksek notlar kendiliğinden gelirdi.Ben derslerimle değil kişiliğimle onlara örnek olmaya çalışırdım.Çünkü öğrencinin sevmediği bir dersi öğretmeye çalışmak kolay değildi.Öğrenmek isteyen çocuklar için zaman kavramı yoktu.Pazar sabahı nöbeti devralmaya geldiğimizde pazar sabahı erkenden kalkıp çalışan çocuklar olurdu.Keza cumartesi gecesi herkes tv seyrederken bile dersane ışıkları yanardı.
Ders dışı zamanlarda ise o başarılı çocukları mahzun bir halde görmek mümkündü.Ailesini özler,anlatamaz,sıkıntısını hissettirmezlerdi.Çünkü uzak illerden gelenler çoktu.İzmitten,Edirneden gelenler vardı.Kahramanmaraşlı da çoktu.
Geceleri yastık savaşları,uzun eşek oyunları,yeni gelen öğrencilere yapılan şakalar (Gece yarısı uyandırılan ve müdür seni çağırıyor diye müdürün kapısını çalan öğrenci gibi ),uyurken yüzü boyananlar vardı.Sporu zevk için yaparlardı.

Gaziantep Fen lisesinin taşınması sonrasında okul Necip Fazıl Kısakürek Anadolu Lisesi olmuş.Hayırlı olsun


Öğrencileri pırıl pırıl,zeki,çalışkan ve insana iyi ki bu öğrencilerin öğretmeniyim dedirten okullardı,Fen liseleri.Zamanla o kadar çoğaldılar ki artık her İlde Fen lisesi var.Uzak illerden gelenlerin sayısı azaldı.Hatta bir süre yatılı olmayanlar bile vardı aralarında.Herşeye rağmen bu okullarda okumak,çalışmak mutluluk verici.

Temmuz 07, 2008

Karadeniz


Uzun zamandır istediğim,planlarını yaptığım Karadeniz gezisini bu yıl istiyorum.Evvelki yıl Batı Karadenizi gezmiş ve tadına doyamamıştım.Geçen yıl da Kanada girdi araya.Cumartesi günü motosikleti sattım yapacak başka seçenek de yok bu nedenle 21-22 Temmuz civarında arabayla yola çıkıyorum.Hedefim 20 günlük Karadeniz turu.Arabada yatıp kalkacağım.Yanımda çadırım da olacak.Bazen çadır, duruma göre öğretmenevi.Bu gezi sırasında Ordu'da,Ünye'de kapısını çalacağım insanlar var.

Ağırlıklı olarak Trabzon,Rize ve Artvin dolaylarını gezmeyi planlıyorum.Gezi planları hazırlansın,eksikler giderilsin de hayırlısıyla gezerim inşallah.Samsun,Giresun,Ordu,Rize ve artvin.Yaylalar,pideler ve köfteler,mıhlamalar...
Bekle Karadeniz...Kazım Koyuncu'nun memleketi... Geliyorum...

Temmuz 03, 2008

Kartal Gölü yeniden

Kartal Gölü her yıl Ağustos ayının son çarşambayı perşembeye bağlayan gece eğlenceleriyle,sabah erkenden Eren Baba'nın mezarına yapılan ziyaret ,dualar,adakların kesilmesi,uzun sırıklara takılıp pişirilmesi gibi etkinliklerle benim için özel bir öneme sahiptir.Yıl sonu nedeniyle Mustafa Kaynak Anadolu Lisesi öğretmenleri: Kartal Gölüne gidelim demişler.Teklif gelince ben de geleyim dedim ve geçen pazar gittik. Kartal gölü gezi grubu:Geziyi organize eden Cengiz 17 kilo et almış, afedersiniz hayvan gibi yedik.Artan da ertesi gün yendi.Abartma dendi mi kimse bizle yarışamaz.

Kartal Gölü.Benim aşklarımdan biri.Kendimi huzurlu hisssettiğim bir köşe.Gelmesi zahmetli olsa da gelmeye değiyor.

Reenkarnasyon bu olsa gerek.Yaşlı ağaç hayata veda ederken içinden yeni bir hayat başlıyor.Sanki doğum yapan bir kadın gibi.


Kartal Gölü yakınlarında 1214 yaşında bir Karaçam ağacı.Daha Osmanlı devleti bile kurulmamış bu ağaç hayata gözlerini açtığında.Padişahlar gelmiş gitmiş ,İstikla Savaşı yapılmış Ağaç hep burada.