Kartal gölü gezi grubu:Geziyi organize eden Cengiz 17 kilo et almış, afedersiniz hayvan gibi yedik.Artan da ertesi gün yendi.Abartma dendi mi kimse bizle yarışamaz.Temmuz 03, 2008
Kartal Gölü yeniden
Kartal Gölü her yıl Ağustos ayının son çarşambayı perşembeye bağlayan gece eğlenceleriyle,sabah erkenden Eren Baba'nın mezarına yapılan ziyaret ,dualar,adakların kesilmesi,uzun sırıklara takılıp pişirilmesi gibi etkinliklerle benim için özel bir öneme sahiptir.Yıl sonu nedeniyle Mustafa Kaynak Anadolu Lisesi öğretmenleri: Kartal Gölüne gidelim demişler.Teklif gelince ben de geleyim dedim ve geçen pazar gittik.
Kartal gölü gezi grubu:Geziyi organize eden Cengiz 17 kilo et almış, afedersiniz hayvan gibi yedik.Artan da ertesi gün yendi.Abartma dendi mi kimse bizle yarışamaz.
Kartal gölü gezi grubu:Geziyi organize eden Cengiz 17 kilo et almış, afedersiniz hayvan gibi yedik.Artan da ertesi gün yendi.Abartma dendi mi kimse bizle yarışamaz.Haziran 24, 2008
Çubucak Orman Kampı
Merhaba
Bahar'dan yaz'a geçerken mevsim değişikliği bir yorgunluk,bir bezginlik,bir vurdumduymazlık,bir adam sendecilik yarattı ki hala etkisindeyim.Uyuşuk man oldum netekim.
Buna bir son vermem lazımdı.Titredim ve gezgin ruh geri geldi.
Bir haftalık kısa bir tatil yaptım.Yaz demek tatil demek.Hemen tatile başlamak yerine ön tatil,esas tatil ve tatil ertesi yapmayı planlıyorum.
Pazar öğleden sonra yola çıktım.Motosikleti özlemişim.Ver elini Marmaris.Geceyi Çubucak Orman kampında geçirdim.Burada duralım.
Çubucak Orman Kampı önemli.Birçok çadırcı ve karavancı için tatil demek burası.Marmaris-Datça yolunun 15.km.sinde.emekliler,çalışanlar heryıl gelirler,kimi kışın eşyalarını yakındaki Hisarönü köyüne depolar.Birçok aile grup olarak uzun yıllar yanyana çadır kurup tatil yapar,çocukları birlikte büyür.Bazıları işi abartıp çanak antenlerine kadar getirir,iki kapılı buzdolapları,hamaklar,mutfak çadırları derken çadırın önüne meyve sebze ekene bile rastlanır.Çiçekleriyle mutlu huzurlu tatil atmosferi yaratanları da belirtelim.
Neyse bir gece burada kalıp giriş kapısında ehliyeti de unuttuktan sonra Bodrum yoluna düştüm.Bodrum ve yalıkavak mutat ziyeretlerini yapıp akşam güneşi batarken Didim Akbük karşımdaydı.
Ablamın evinde ilk gece geçtikten sonra kitabım,müziğim,fotoğraf çekimi derken bir ses duydum ki ev sahibi kapıda.İnsana bir rahat tatil yaptırmıyorlar.Neyse deniz,güneş kum derken ve sahildeki soğuk su kaynağında şoklama yaptıktan sonra eve döndüm.ehliyet yok.Motosikletin sigortası yok.Allahtan yolda polis yok.Şükür yarabbi.
Haziran 01, 2008
kıbrıs Kıbrıs dedikleri
İki güzel Kıbrıslı.Hayatlarından memnun.Balık tutacak biri.diğeri simitini paylaşmaya hazır.Kıbrıs'ta trafik soldan.Bu nedenle özellikle onların çember dediği döner kavşaklarda kazalar çok oluyor.Sağdan trafiğe alışanlar için sıkıntı verici.Bu kadar yıldır Kıbrıs'ı Türkiye finanse ediyorsa neden düzeltilmedi anlamadım.İngiliz sistemine devam etmenin mantığı nedir ki?
Kıbrıs'ta kumar çok yaygın.Gidenlerin önemli bir kısmının gidiş sebebi bu.''Casıno '' tabelalaları otellerin önünde ışıl ışıl yanıp insanları çekiyor.Dolmuşta konuştuğum bir Kıbrıslı gazeteci :Kıbrıslılar herşey için bahse girerler'' dedi.Bir yoldan gelecek arabanın rengi,plakası,köşeden çıkacak kişinin kadın mı erkek mi olacağına kadar.Betting denilen bahis dükkanları çok.Köpek yarışları da ilgi çekiyor.
Kıbrıslılar sıcak ve anlayışlı insanlar.Anlaşmak kolay.Fiyatlar sabit.Dürüstler.Türkiye'den insan davranışları da var tabii.Otelimi bildiği halde sırf kendi komisyon aldığı otele gitsin diye beni 3 km öteye götüren Lapta dolmuşçusu gibi.Sonradan öğrendim ki otelim tam yolun üzerinde.
Şeftali kebabı Kıbrıs'a özgü bir yemek.Küçükbaş hayvanların karınlarından çıkan ve gömlek denilen zar gibi bir yağ var.Onu çıkarıp yayıyorlar.İçine pirinç ve domatesli iç koyuyorlar.Küçük küçük yuvarlayıp mangalda pişiriyorlar.Güzel birşey.Aşağıdaki fotoğraftaki Şeftali Kebabı için ayran dahil 12 YTL ödedim .Nasıldı?Süperrr
Çay'dan çok kahve içiyorlar.Yanında su ile gelen kahve tam Türk Kahvesi.
Hayat gece yaşanıyor.Gündüzleri sıcak olduğundan çoğu evinde.Çalışanlar da kısa mesai yapıyorlar. Ben geceleri çıkamadığım için gece hayatı yaşamadım.Bilemiyorum.
Ada yaz aylarında susuz ve kuru.Sapsarı bir görüntü Lefkoşa ve çevresine hakim.Rum kesimiyle ilişkileri sürüyor.Lokmacı kapısından hergün Rum kesimine geçen,orada çalışanlar var.Türkiye'den gelen işçiler ise Türk tarafında ekmek parası derdinde.Özellikle inşaat işçileri.
Ada'da yapılaşma çok.Yüzlerce ev yapılıyor ve bunlar özellikle yabancılara satılıyor.
Her şehrinde bir özel üniversite var.Zengin çocukları babalarının çok olan parasını savura savura harcıyor,altlarındaki lüks arabalarla yarışıyorlar.Zaten vergiler düşük olduğundan arabalar ve benzin ucuz.Bireysel ulaşım yaygın.Herkesin arabası var.Hatta hurda arabalar sağa sola atılmış ve kötü görünüyor.
Farklılıklar Kıbrıs'a has güzellikler aynı zamanda.4 günlük gezi herşey dahil 510 YTL'ye maloldu.Tekrar gider miyim?Mutlaka .Sevdim Kıbrıs'ı ben.
Mayıs 30, 2008
Saint Hilarion Kalesi
Öğleden sonra ise gitmeyi istediğim son yer kalmıştı.Girne-Lefkoşa yolunun 6.km.sinden sonra sağa ayrılan bir yolla Beşparmak dağlarının sırtlarında bulunan Saint Hilarion Kalesine ulaştım.Son derece sarp bir tepede Arap saldırılarını haber vermek üzere kurulmuş ve İngiliz Prens John'un da kaonakladığı,içerisi Orta Çağ havasında bir Kale burası.Üstte Kaleden Girne ve Batı kıyıları...
Artık dönüş zamanı geldi.Yarın sabah erkenden kalkıp önce Girne,sonra Lefkoşa aradan da Havaalanına ulaşmak gerekiyor.
Hoşçakal Kıbrıs..Gene geleceğim ama ne zaman kimbilir.
Mayıs 26, 2008
Güzelyurt
Kıbrıs çok büyük bir ada değil.Bu nedenle gezilecek yerler de kısıtlı.Adanın en önemli kentlerinden biri Güzelyurt.Aslında burası kent sayılamaz.Belki bir kasaba.En bilinen özelliği portakal bahçeleri ile kaplı oluşu.Bir turunçgil deposu.Ama sakin,sessiz,dingin ve huzurlu bir köşe burası.Lefkoşa adanın ortasında idare ve ticaret kenti.Girne turizm kenti.Burası da tarımla uğraşıyor.Yukarıdaki yapı Aziz Mamas Kilisesi.Her ne hikmetse Camiye çevrilmemiş.Güzel bir yapı ama kapalı olduğundan gezemedim.Zaten ada'da açık müze bulmak biraz maharet istiyor.
Güzelyurt yakınlarındaki ''Soli '' antik kent kazılarında çıkarılan ''Altın yapraklı Taç'' .Arkeoloji ve Doğa müzesinde sergileniyor.Muhteşem bir eser.
Güzelyurt yakınlarında ODTÜ'nün kampüsü.Evvelki yıl küçük oğlana ''burayı tercih et'' demiştim.Çok büyük binaları ile devasa bir eğitim yuvası ama çok sessiz ve sakin .Dünyadan elini eteğini çekip derslere dalacaksın.Başka yapılabilecek birşey yok.
Mayıs 24, 2008
Kıbrısta 2.gün:Gazimağusa
Kıbrıs gezisinin 2.günü Gazimağusa'yı gezmeyi planladım.Gazimağusa adanın doğusunda,Mersin'den giden feribotların yanaştığı bir liman şehri.Rumlarla aramızdaki sınıra yakın sayılabilir.Bütün Kıbrıs şehirlerinde gezilecek yerler kale surları içinde.Dişarıdaki alanda ise zevksiz ve estetik yoksunu yapılar var genelde.Gazimağusa Kalesi içinde bulunan meydandaki tarihi katedral.Tabii müslüman olunca şehir,katedrale eklenen minare ile oluyor bir Camii.
Gazimağusa sur içinde Vatan şairi Namık Kemal'in hapsedildiği Zindan.Görülen 2 katlı yapının alt katı zindan olarak kullanılmış.Vatan Yahut Silistre'yi burada düşündü belki şair kimbilir.
Gazimağusa Limanı.Türkiye'den gelen Tırlar buradan Kıbrıs içine dağılıyor.Zaten yıllardır Türkiye tarafından gelen destekle varolmuşlar.
Gazimağusa Halk plajı.Pırıl pırıl suları ile harika bir yer.Görülen alan ise savaş sırasında ele geçirilen ve yıllardır kapalı halde tutulan ''Maraş'' bölgesi.Burası tamamen turizm için hazırlanmış bir oteller bölgesi ama yıllardır barış için adım atılamadığından oteller de çürümeye terkedilmiş.Bazı binalarda mermi izleri hala duruyor.
Mayıs 23, 2008
Kıbrıs 2
Harekat sırasında Albay Karaoğlanoğlu'nun saldırıya uğradığı ve şehit olduğu ev.Duvarda mermi izleri hala duruyor.Bir müze ama açan bulunur da gezilebilirse.Kıbrıs'ta mesai az dinlenme çok.Burası bir ada.Ada demek rahatlık,az çalışma ve yavaş geçen zaman demek.
Bir huzur köşesi:Girne limanı.Tekneler,restoranlar ve eğlence yerleriyle,kalesi ile insanda mutluluk hissi uyandıran bir kaçamak mekanı.Girne burasının dışında bir çok cadde,sokak,bina vb.barındırıyor ama hiç bir yer burası kadar dingin değil.
Huzurlarınızda Turist Ömer'in versiyonu: Ben.Girne Kalesinin köşedeki kulesindeyim.Ardımda liman.İşte gezmişim,yorulmuşum,fotoğraflar çekmişim.Gideyim de liman manzaralı Marin Club'da biramı içeyim.Sıcakladım.On yüz milyon baloncuklu soğuk bira içesim geldi.
İlk Günün sonu Girne Limanı .O kadar güzel ki kaç fotoğraf çektim hatırlamıyorum yani.Gezimin en güzel yeriydi diyeyim siz anlayın.
Mayıs 21, 2008
Kıbrıs 1
Kıbrıs Barış harekatının komutanlarından Denizli Tavas'lı Albay Karaoğlanoğlu adına yapılmış şehitlik.İçerisinde şehitlerimiz var.Savaşta rumların kullandığı ağır silah taşıyan zırhlı araçlar sergileniyor.Askerler temizliyor,bakıyor,rehberlik yapıyorlar.
Çıkartma plajının üzerinde oluşturulan alana yapılmış Özgürlük Anıtı.Anıtta her bir unsurun anlamı var.Sağdaki anavatanın gücünü soldakiyavru vatandaki kurtuluş isteğini ifade ediyor.
Lefkoşa'da fazla oyalanmayıp Girne'ye indim.Eşyaları Otele yerleştirip hemen yakındaki Barış Harekatındaki Çıkartma Plajına indim.Burası askerlerimizin şehit olduğu ve Kıbrıs'a ayak bastıkları ilk yer.Allah rahmet eylesin hepsine.
Kıbrıs'a Antalya'dan uçakla ulaştığımda saat gecenin 1.30'u idi.O saatte ne Girne'de ne de Lefkoşa'da olmanın faydası yok diye düşündüm ve 4 saati bir bankta uyuklayarak geçirdim.Sabah 6 sularında artık Kıbrıs hareketlenmiştir deyip yola çıktım.Havaalanından şehre ulaşım sadece taksiyle sağlanıyor.35 ytl istenen yola şehre boş dönen bir taksi sayesinde 20 ytl'ye vardım ve Günaydın Lefkoşa...Şehre girişte Girne kapısı sizi karşılıyor.Burası dolmuşların geçtiği merkezi bir yer.Eski şehir buradan başlıyor.
Mayıs 10, 2008
Mustafa...İlk Hedefin Kıbrıs...İleri...

1974 yazında lise 2. sınıftan 3. sınıfa geçmiştim.Yaz mevsimi oldukça hareketli geçiyordu.Türk Ordusu Kıbrıs'ta Türklere yapılan saldırılara karşı koyabilmek için hazırlanmakta,Ecevit başbakanlığındaki ve Erbakan hoca yardımcılığındaki CHP-MSP hükümeti çeşitli görüşmeler yaparak Rum saldırılarını engellemeye çalışmaktaydı.Dışişleri Bakanı Turan Güneş bir İsviçre'ye bir Londra'ya gidiyor arada ABD gemileri Akdeniz'de dolaşıyordu.
Her akşam siyah beyaz ekranlardan yetkililerin beyanatlarını dinliyor ve savaş çıkacak mı çıkmayacak mı yorumları yapılıyordu.
20 Temmuz günü Dışişleri Bakanı Turan Güneş'in "Ayşe tatile çıkabilir" mesajı ile harekete geçen Türk ordusu bir taraftan havadan paraşütçüleri indiriyor diğer taraftan çıkartma gemileri Girne sahillerini yoğun ateş altında askerlerimizi karaya çıkarıyordu.
Bizler pencerelere karartma uygulamış,arabalar farlarını görülmesini azaltacak hale getirmiştik.Her gün harekat an be an dikkatle izleniyordu.
Çok asker şehit verdik.Albay Karaoğlanoğlu gibi.Kendi gemimizi batırdık.Amerika'nın tepkisini çektik.Bize yıllarca silah satılmasını engelledi.Ambargo uyguladı.Haşhaş ekmemizi yasakladı.
Aradan yıllar geçti ama hala ada'da anlaşma yapılamadı.İki devlet oluştu.Herkes başının çaresine bakıyor.
İşte hafızama kazınan yıllardakı Kıbrıs gelecek haftaki yolculuk programımda.İnşallah önümüzdeki Perşembe akşamı Pamukkale Turizm'le Antalya'ya,gece de Pegasus'la Lefkoşa Ercan Havaalanına ulaşmayı istiyorum.Biletler hazır.5 gün Deniz,güneş,kum ve Girne çıkartma plajı,Lefkoşa camileri,tarihi eserleri,Magosa ve Güzelyurt.Hotel Bare Hill'da konaklayacağım inşallah.Dönüş 20 mayıs günü İzmir'e oradan da Denizli'ye.Şimdilik bu kadar.See U
Nisan 25, 2008
TOSTCU VE KAPLICA YOLU
Sultaniye Kaplıcalarında Açık Havuz.Burada sıcacık sularda dinlenirsiniz.En muhteşemi ise yağmur yağarken suda olmak...
Çamura yatmak mı istiyorsunuz? Alın size çamur ,ister yatın ister edeleli vucüdünüze sürün.Bu aralar fırsat buldukça hafta sonu gezileri yapıyorum.Özellikle Marmaris ve çevresi ilgi alanımda.Bunun bir sebebi yok ama gidip gelmesi kolay ve yakın.Ayrıca kalacak uygun fiyatlı pansiyon veya öğretmenevi bulunuyor.Bu geziler sırasında gezdiğim,kaldığım bazı yerlerden sözedeyim sizlere.Belki yolunuz düşer.
Tostcu:Sakar geçidinden Gökova körfezine inen kıvrım kıvrım yokuş bittiğinde bir yol ayrımına gelirsiniz.Sağa dönerseniz Marmaris yönüne gidersiniz.İşte bu yola girdiğinizde sol tarafınızda iki yanı ağaçlı okaliptuslu yol size kısa süre eşlik eder.Okaliptuslu yola geçerseniz yolun sonunda sağ tarafta bir tostcu bulacaksınız.İsmail Amcanın yeri olan bu dükkan 7 gün 24 saat açıktır.Ege'ye özgü kahvaltılar (Zeytinyağı,peynir,domates,hıyar vb),karışık tost,gözleme ile yerli yabancı herkesin çok sevdiği ve özellikle sabahları hoş saatler geçirmeye uygun bir yer.Tavsiye ederim.
Sultaniye Kaplıcaları:Marmaris yol ayrımından sonra Köyceğiz yönüne devam ettiğinizde Köyceğiz'e varmadan önce Döğüşbelen Köyü'ne varırsınız.Tabelasını gördüğünüzde sağa dönerseniz yaklaşık 25-30 km sonra (tabelaları izleyin) Sultaniye Kaplıcalarına varılır.Burası köyceğiz Belediyesinin işlettiği ,çeşitli odalardan ve bungalovlardan oluşan çok güzel bir kaplıca.Türkiyedeki radyoaktivitesi en yüksek kaplıca'da kapalı ve açık havuzlar ,çamur banyosu ve içmece var.Sıcaklık insanın dayanabileceği seviyede.Önce çamura yatıp (gerçek anlamda çamura yatmak -buzağı gibi -bulanıp kuruyorsunuz ve deriniz davul gibi geriliyor.Daha sonra çamurlardan arınmak için temizliyorsunuz ve asıl havuza geçiyorsunuz.Hızınızı alamazsanız sıcaklığı düşük kapalı havuzlar sizi bekliyor.21 kez bu kür yapılırsa fayda sağlanıyor.Ayrıca hergün sabah akşam içmeden de faydalanırsanız bağırsaklarınız pırıl pırıl oluyor.İç dış temizlik yapılan doğan görünümlü Şahin gibi oluyorsunuz neticede.
Marmaris yolu girişinde Okaliptuslu yol....Sonunda ise güzel bir kahvaltı mekanı.
Nisan 12, 2008
ANTEP'TEN VE ANILARDAN BİR DEMET
Antep'te çocuklar daha küçücükken alırlar anteplilik eğitimini,mangal başında kebap yapmayı,et şişlemeyi ve sahreye gitmeyi.(Sahre :Piknik ) Şu yakınlığa ve arkadaşlığa bakar mısınız?
Başka nerede vardır nohut dürüm?Haşlanmış nohut pide içine konulur,kırmızı biber vs eklenir ve afiyetle yenir.İşte bir dürümcü.Tabelaya dikkat.Meksikalımıyız ne?
Antep bir anda Gazi olmadı tabii.Karayılan kimdir bilinmeden Gaziantep anlaşılır mı?
Büyüyünce manken olacaklar da.Gaziantep Fen lisesine var mışım ,okul taşınmış,biraz sohbet dönüyordum ki beyler istediler.Amca bizi de çek diye.İşte Karşıyaka eşrafından iki beyefendi.
Kim Yapar,kim bakar,kim kıymetini bilir bilinmez ama işte bir Cami Şerefesinin süslemeleri.Sanat halk için midir yoksa sanat sanat için midir kimin umurunda.İşte zanaat
Nisan 04, 2008
Çalışmak ya da çalışmamak işte bütün sorun bu...
Günümüz gençlerinin bir kısmı hayata karşı öylesine hazırlıksız, duyarsız ve umursamaz yaklaşıyor ki kendilerini nasıl bir gelecek bekliyor bazen onlar adına ben üzülüyorum.Okullara gidiyorlar,ders çalışmıyor ve kolay yoldan diplomaya ulaşmak istiyorlar.Mezun oluyorlar masa başı ve sabah 9,akşam 5 iş arıyorlar.Meslekleri çok kazançlı olduğu halde yorgunluğuna dayanamayıp daha az zaman geçirecekleri iş ile uğraşıyorlar.
Bu gençelerin bir bölümü var ki hayatları boyunca 5 kuruş kazanmadıkları gibi harcamalarında da sınır yok.Marka deseniz onlarda ,kredi kartını hesapsız kullanma onlarda,cep telefonu konusuna ise girmek bile istemiyorum.
Bu yaz Kanada'da bizim lise öğrencisi yaşında gençlerin kafeteryalarda , süpermarketlerde ve kahve dükkanlarında part tıme çalıştıklarını görünce batı toplumlarının çocuklarının hayata nasıl hazırlandıklarını görüp hayran oldum.Orada çocukların ancak çalışırlarsa ayakta kalabildiklerini sistem onlara öğretiyor.Türkiye'de bu anlayışa en yakın kim var derseniz cevabım '' çok çocuklu doğulu aileler'' derim.En doğrusunu yapıyorlar.
Peki biz yani Batı Anadolu'da doğup büyüyenler çok mu tembeliz?Tabii ki hayır.Kırsal kesimde günlük kazanç peşinde koşan milyonlarca insan var.İşte onlardan bazıları.
Mart 24, 2008
Serçe Limanı
Gezgin geziyor
Tatil dönüşü okula gidip gelmek bazen öyle bir monotonluk yaratıyor ki '' yolcudur Abbas,bağlasan durmaz ''durumu oluyor.Ne de olsa serde gezginlik var.Dedim kaçayım.Nereye ? Doğru seçenek C şıkkı :Marmaris
Marmaris bende ayrı hisler uyandırır.Tatillerimin vazgeçilmeziydi bir zamanlar.Ne Çubucak Orman Kampı kaldı gitmediğim ne de Turunç.
Yıllar sonra bir gün bir kitap okudum ve hayatım değişti.Bu kitap,Sevan ve Müjde Nişanyanlar'ın ''Herkesin Bilmediği Olağanüstü Yerler ''adını taşıyan kitabıydı.Bu kitaptan nereleri bulup gitmeye çalışmadım ki.Bunlardan biri de Marmaris'in Taşlıca adındaki köyünün yaklaşık 8 km güneyinde yeralan ( Bu yol çok taşlık ve bozuk,lütfen yavaş gidin ) Serçe Limanı.
Serçe Limanı Türkiye'nin en güzel ve tenha,sakin koylarından biri.İlk gidişimde yaz mevsimiydi.Etraf sapsarı otlarla kaplı,çok sayıda kuyudan köylü kadınları su çekiyor,eşeklere yükleyip evlerine taşıyor.Yolun kenarında terk edilmiş evlerden kalan duvar kalıntıları,duvar diplerinden fışkırmış gibi incir ağaçları...O zaman ocağına incir dikmek ne demek anladım..
Yolun sonuna doğru başıboş atları da görünce bu ıssız,insansız alanda işte dedim.İşte Afrika...
Savanlarla kaplı Afrika manzarasına sahip bu yerin sonunda ise pırıl pırıl denizi ile nefis bir koy bizi bekliyordu.
Bu defaki gidişimde ise Afrikada yaz mevsimi yaşanıyordu.Oranın yazı yağışlı mevsimdir.Savanlar gibi otlar heryanı yeşile boyamış.Köy kadınlarının hepsi de istisnasız gülümsüyordu ve konuşuyorlardı benimle.
Serçe Limanındaki lokantanın sahibi olan ailenin kızı ile lafladık.Daha açmadık dedi.Peki dil işi nasıl,İngilizce öğrendin mi dedim.Parasını alacak kadar, dedi.Cevaba bakar mısınız ?
Serçe Limanı'na gitmek isterseniz bir gün ,önce Bozburun'a varıyorsunuz.İçine girmeden sola dönüp önce Söğüt köyü'ne hemen sonra da Taşlıca köyüne varıyorsunuz.Taşlıca'ya girer girmez sağa döndüğünüzde aşağı inen yol sizi Serçe limanına götürür.Arada kapı var,sürgülü .Kapatmayı unutmayın.
Mart 15, 2008
BABADAĞ'DA BİR ÖĞLEDEN SONRA
Babadağ'da bir öğleden sonra
Zaman Mart ayının ilk günleri.Babadağ rutin günlerinden birini yaşıyor.İnsanlar işinde gücünde.Evlerden tezgah şakırtıları geliyor.Babadağ dokuyor , dokuyor.Zaman kendi devinimini sürdürüyor.Kış son soğuklarını yaşatıyor.Bahar, geleceğim ama daha vakit var diyor sanki.Bir yürüyüşe ne dersiniz? Biraz hava alırız.Aman dikkat...Havaya daha güvenilmez, yanınıza sıkı birşeyler alın.
Haydi yola çıkalım.Karacasu yoluna çıkıyoruz.10 dakika sonra Yardan Çayı'ndayız.Çay usul usul akıyor.Babadağ tepelerinde karlar var.Oralara bahar gelmesine daha 3 ay var.Çay boyunca ,bastığımız yerlere dikkat ederek yukarı doğru çıkalım.Duyuyor musunuz,heryerden kuş sesleri geliyor.
Daha yorulmadık ama Göçükoluk'a geldik bile.Burada Osmanlı Devletinin şaşaalı günlerini görmüş bir anıt ağaç var.Şu büyüklüğe bakın.Bu bir anıt çınar ağacı.Yaklaşık 700 yaşında.Bir de bizlere bakın.50 yıla ne çok şey sığdığını zannediyoruz.Bu kadar yeter.Yola devam edelim.
Yolun sonu derenin üzerindeki şu köprüyle varılan Çay Mescidi.Burası özellikle Bahar ve yaz günlerinde yoğun yeşillik içinde adeta bir cennet.Henüz kendi zamanı gelmemiş ama bekliyor.Bahar gelsin ,namaza gelecekler yaylaya gelsin diye bekliyor.Pencere camına asılmış tesbihler çekilmeyi bekliyor.Ama doğa da yapacağını yapmış.Zemin tahtaları çürümeye başlamış.Herhalde esaslı bir tamire ihtiyaç var.
Neyse bugünlük bu kadar yeter.Artık dönelim.Yol yayla evlerinin arasından aşağılara doğru zik-zaklar çizerek ilerliyor.Ana yola ulaştık bile .Babadağ buralara doğru geliyor yavaş yavaş.Şu apartmanlar Babadağ' da yeni yaşam biçiminin işaretleri zaten.
Başka bir gün başka yürüyüşler yapalım.Yoksa bu göbek nasıl eriyecek? Görüşürüz..
Mart 06, 2008
MİMLENDİM
MİMLENDİM
Yazılanlar Blog izleyicisi olduğum,Buket Köşker'in mimlemesi sonucu ortaya çıkmıştır..Ben anlamam böyle şeylerden Buket ya,ağır abiyim ben :)
'İşte Bunlar' Listesi
-Karayoluyla İran üzerinden Hindistan ve Nepal'e gitmek.En az 3 aylığına...mümkünse bir Bollywood filminde oynamak...
-Yazlık yapma hayaliyle peşine düştüğüm bodrum'daki arsaya Bungalov yapmak.Sonunda çekme karavan koyacaz böyle giderse..
-75 kiloya inmek
-İkinci hayatımı yaşıyorum 2003 yılından beri belki ikinci bahar da yaşamalıyım.Bilmiyorum artık...
Yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim
-Çarşıya gidip mont almak,ayakkabı almak.Alacam almasına ama alışveriş özürlüyüm ben.Bilemiyorum işte.
-Not defterine ortalamaları aktarmak..Bekleyeyim bakalım yıl sonunda öğrencilere yaptırırım tembellik sürerse..
Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa,
-Erken yaşta yurt dışına yerleşmek.
-Erkenden yurt dışı seyahatlere başlamak.Çok geç kalmışım çok...
-Bir müzik aleti çalmak.
-yine aynı anne-baba -kardeşe, aynı çocuklara ve aynı dostlara sahip olmak:)
İSTERDİMMMMM...
Hiç kimseyi mimlemiyorum ben, sadece mimleyeni tanıtayım biraz.Yanda linki bulunan ''buketblu'' nam şahsiyet ile bloglardan tanışıyoruz.Karşılıklı okur olma durumu var sadece ama benim kızım sayılır kendisi.''Buket Köşker '' Kayseri'de doğmuş,İzmir'de büyümüş,Artvin'in Borçka ilçesinde İngilizce öğretmenliği yapan ,24 yaşında Dünya iyisi bir kız.Yürüyüş yapar karşısına ayı çıkar,kayak yapar ağaca çarpar.Benim gibi pozitif bir gezgin öğretmen.Hayatta mutluluklar ve başarılar dileyacağim bir pırlanta.Yolu açık olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


