Ağustos 23, 2008

SÜMELA

sisler içinde Sümela Manastırı,gizemli ve ulaşılmaz bir görüntüsü var.
Manastır Girişi;Ortada küçük bir avlu ve etrafında kilise,odalar bulunuyor.
Sabah erkenden kalkıp Trabzon merkezden Sümela manastırına gitmek için otobüs firmalarına baktım.Merkezdeki şirketler Sümela turu için 20 ytl ye bilet kesiyorlar.Gidiş dönüş.Eğer Maçka'nın kendi minibüsleri ile gitmek isterseniz onlar da 15 ytl'ye gidiyorlar.Çok virajlı bir yoldan vardığımız Sümela çisildeyen yağmurla karşıladı bizi.Şoför neredeyse manastırın kapısına kadar çıkardı.Serin bir havada manastırı gezdim.Giriş 8 ytl çıkışta kıvrım kıvrım ve dik patika bir yolu izleyerek aşağı indim ve tesislere geldim.Normalde hristiyanlar ve diğer ziyaretçiler bu yokuş ve patika yolu tırmanarak Sümela'ya ulaşıyorlar.Tesisler dere kenarına kurulmuş.Ne yiyeyim derken karadeniz yöresel yemeklerine takılayım dedim ve Kuymak ile Hamsiköy Sütlacı oldu tercihim.Çok ta güzeldi yemekler.Sonra dönüş ve tekrar Trabzon.Akşama kadar gezip akçaabat'a dönüş.

Avluya bakan duvar çok sayıda mozaik barındırıyor.Herbiri İncil'den konuları işleyen tasvirler bunlar.


Bundan yüzlerce yıl önce yapılmış bir Hz.İsa tasviri.



Sümela Veda ederken dağın yamaçlarında ihtişamla varlığını sürdürüyor.




Ağustos 20, 2008

sera gölü ve trabzon

Trabzon Sera gölü:Heyelan sonucu oluşmuş minik bir göl
Trabzon Ayasofya Kilisesi ;Mozaikleri,manzarası var.

Trabzon'da tepeler ve aralarında dereler var.Bir dere yatağının ıslah edilip park haline dönüşümü görülüyor.

3.GÜN:TRABZON sabah erkenden kalkıp Uygulama otelinde kahvaltımı yaptım ve doğruca Ordu.Garaja yeni giren ve hemen hareket edecek otobüse bindiğim gibi Akçaabat.Yolda verilen molada akçaabat otelcilik ve Uygulama otelinde yer olmadığını öğrendim ve yapılacak 2. seçenek öğretmenevine gitmeye karar verdim.Zemin katta herkesin kalmadığı oda boştu ve kalacak tek yer burasıydı.Eşyalarımı bırakıp doğruca gezmeye çıktım.İlk hedef, yolda levhasını gördüğüm Sera gölü.Trabzon yolunda Yıldızlı Beldesine vardım.Dolmuştan inip 2- 3 km'lik yolu yürüyerek kah böğürtlen yiyerek,kah fotoğraf çekerek tamamladım ve heyelan sonucu minik bir derenin önünün kapanması ile oluşan Sera gölüne ulaştım.Güzel,sakin ve dinlendirici bir yer.Dönüşte doğruca Trabzona giden bir dolmuşa bindiğim gibi dooooğru Trabzon.İlk durak ana yola yakın Ayasofya Kilisesi.İçerisinde çok güzel mozaikler var.Manzaralı güzel bir yer.Devamla şehir turu yapıp Trabzon Müzesine vardım ki kapalı.Niye?Pazartesi olduğu için.Uzun çarşıyı,Zağanos Paşa köprüsünü ve Atatürk meydanı/Taksim'i gördüm.Şehir Tarih kokuyor.8 yıllık iktidarında imparatorluk sınırlarını 2 kat genişleten Yavuz Sultan Selim burada şehzadelik yapmış.Eşi Gülbahar Hatun adına cami ve türbe yaptırmış .Oğlu da burada doğmuş ve Osmanlıyı zirveye çıkarmış.Kanuni Sultan Süleyman.Şehirde kent kültürü var.Plaj gibi bir yere kurulmuş havalimanı ile ilginç bir yer Trabzon.Burada da var bir Boztepe.Buraya dolmuşla çıkıp tepeden trabzon resimlerini çektim.Kızlar manastırını gördüm ve artık yeter deyip Akçaabat minibüslerini bulup öğretmenevine döndüm.Burada ne yenir?Akçaabat köfte.Çarşıda bulup bir usta yemeğimi yedim (Bu Karadenizde ne güzel yiyecekler var be) ve bir gün de böyle bitti.


Trabzon merkezde Cami'ye dönüşen bir kilise.Kilise onlardan minaresi bizden.



Kanuni Sultan süleyman Heykeli



Ağustos 18, 2008

KARADENİZ'DE İKİNCİ GÜN :ORDU

Ordu merkezde yerel müze;Paşakonağı.Bir zengin yaşam örneği
Paşakonağında oturma odası ve konu mankenleri
Ordu; Karadeniz'in fındık başkenti.Dere, tepe, yamaç heryer fındık bahçesi.Önce merkezi kısaca gezip Paşakonağı adı verilen yerel müzeyi gezdim.Daha sonra aynı yolla gidilen meşhur Boztepe'ye doğru yola çıktım.Yolun yarısında yorulup dolmuşla devam ettim ve Boztepe'ye vardım.Boztepe tüm Orduyu kuşbakışı gibi gören müthiş manzaraya sahip bir yer.Bol bol fotoğraf çektim.Arka taraftaki bir yolu izleyerek Perşembe yönünü de fotoğraflayıp yürüyerek Kumbaşı semtine indim.Ordu limanını,eski Kilise'yi ve öğretmenevini gördüm.Ordu genel anlamda benim için bitti.Sayacak Olursam,Yason burnu,hoynat adası,Çaka ve Efirli plajları,Paşakonağı ve özellikle Boztepe Ordu'nun görülecek yerleri.Uzun kalırsanız da Perşembe ilçesi ve buradaki kışlaönü limanı,içerilerdeki Çambaşı yaylası diğer gezilebilecek yerler arasında.Çarşı pazar gezmeleri de yapıp Ordu'yu bitirdim,Yola devam etmek gerek. yarın Trabzon'a doğru yola çıkıyorum.



Ordu'nun en güzel manzarası burada.Burası Ordu boztepe.Tüm şehir ayaklarınızın altında.Tesislerde oturup dinlenebilirsiniz.Fiyatlar makul.


''Emekli olayım da bir kayığım olsun,hergün balığa çıkayım '' cümlesinin canlı örneği.


Ağustos 14, 2008

KARADENİZ'DE İLK GÜN;PERŞEMBE

Yason Burnundaki kabartma;İlkçağ mitolojisindeki Altın Post hikayesinin bir parçası
Yason Burnu;Uzaktan burun,Kilise ve yemyeşil çayırları görülüyor.

Büyükağız Köyü sahili;Öğleden sonra deniz kabarmış,dalgalar sahile kabararak geliyor.Karadeniz işte.
Meşhur Karadeniz gezisine sonunda başladım.Denizli Ordu yolculuğu sonrası Perşembe Anadolu Otelcilik ve Turizm meslek lisesine yerleşip geziye başladım.İlk gün olmasına rağmen 10-15 km yürüdüm.Kışlaönü limanında çay içip bir minibüse binerek Büyükağız Köyüne kadar gittim.Burada inerek Büyükağız köyünü gezdim.Sahildeki İlköğretim okulunun bahçesine çadır kurmuş ve fındık toplamaya gelmiş Güneydoğulu erkek ve kadınlar gördüm.Genç bir erkek elimdeki fotoğraf makinesinden dolayı beni gazeteci zannedip hallerini anlatmaya başladı.Birkaç resmini çektim onların.yolboyu yürüyüp yol kenarında rastladıklarımla konuştum.Bir aile yemekleri hazırlamış mevlit saatini bekliyorlardı.Epeyce sohbet ettik ama yürünecek yol çoktu ve mevlitin başlamasına da çok vardı.Yason burnuna vardığımda yemyeşil çayırlarla kaplı bir burun ve ucunda kilise manzarayı oluşturuyordu.Günbatımı fotoğrafı çekmek için de epeyce beklemem gerektiğinden vazgeçtim.Yürüyerek Çaka plajına geldim.Ordu'nun en güzel plajlarından biri burası.Artık yorgunluk iyice bastırmaya başladı.Devam edemeyeceğime karar verip bir minibüsle Perşembe'ye döndüm.İlk gün için güzel bir başlangıç oldu.Balıkçıdan 5 ytl'ye aldığım çipurayı balık pişiricisi yanına salatasını da ekledikten sonra masaya koydu.5 ytl de ona verince 10 ytl'ye neffis bir akşam yemeği oldu doğrusu.Perşembe'deyim.Balık başkentinde.

Büyükağız Köyünde sahilde çadır kuran güneydoğulu amcam.



Çamburnu;Yolum üzerinde çok sayıdaki koylardan biri daha ama çok güzel ve sakin yerler.




Okulun Otel'inden çıkmışım ve karşımda Perşembe;Balık memleketi.





Temmuz 12, 2008

Fen lisesinde öğretmen olmak

Gaziantep Fen lisesinde yemekhane:Hafta sonları okulda kalan öğrenci azaldığından nohut,fasulye,makarna gibi sıradan yemekler verilirdi.Öğle aralarında upuzun bir kuyruk olur,erken gelmek için yarışıldı.24 saat nöbetlerini unutamıyorum.


Türkiye'de ilk fen lisesi Ankara'da açıldı.Konya yolu üzerinde çok güzel bir yere kurulmuş, son derece kaliteli bir eğitim verilen,ülkemizin en zeki çocuklarının eğitildiği bir kurum oldu.Daha sonraları Fen lisesinin başarısı nedeniyle sayısı çoğaldı.1986 yılında yeni açılanlardan biri de Gaziantep fen lisesiydi.1987 yılında da büyük bir öğretmen grubu olarak bizler atandık.Süper bir öğretmen kadrosu vardı.Hepsi de branşında başarılı,iyi niyetli ve fedakar.
Fen Lisesinin adının büyüklüğü ve bu okul öğrencilerinden beklentisi olanların ilgisi nedeniyle gözlerin üzerinde olduğu bir okuldu.Esen, gürleyen,küçük dağları ben yarattım havasında idareciler eksik olmazdı.Sanırım birçoğunda hala öyledir.Okulu babasının malı gibi gören insanlara ne denebilir ki.


Okulumuzun yatakhane binası,yemekhanesi ve alt katında kantini


Fen liselerinin eğitim ortamı öğrenci tarafından ileri götürülür.Kendi kendine öğrenme,bilmediğini arkadaşından öğrenme etkilidir.Öğretmen her zaman hazırlıklı olmak zorundadır.Hiç beklemediği konulardan sorularla sıkıştırılabilir.Öğrenciler bakarsınız 1 yaz mevsiminde bir sonraki yılın konularını bitirmiş gelmiş.Ders onlar için öğrenim ortamıdır ama o anda onlar ne öğrenmek isterlerse.Coğrafya dersi sırasında matematik çalışan öğrenci olurdu ve öğrencinin ilgisini çekmeyen derse ilgisiz kalması da gayet noormaldi.Sınavlarda zor soru sorarak intikamımı almak isterdim ama bir bakardım ki ders dinlemeyen tipler bile o kadar kısa sürede hazırlanırlar ki yüksek notlar kendiliğinden gelirdi.Ben derslerimle değil kişiliğimle onlara örnek olmaya çalışırdım.Çünkü öğrencinin sevmediği bir dersi öğretmeye çalışmak kolay değildi.Öğrenmek isteyen çocuklar için zaman kavramı yoktu.Pazar sabahı nöbeti devralmaya geldiğimizde pazar sabahı erkenden kalkıp çalışan çocuklar olurdu.Keza cumartesi gecesi herkes tv seyrederken bile dersane ışıkları yanardı.
Ders dışı zamanlarda ise o başarılı çocukları mahzun bir halde görmek mümkündü.Ailesini özler,anlatamaz,sıkıntısını hissettirmezlerdi.Çünkü uzak illerden gelenler çoktu.İzmitten,Edirneden gelenler vardı.Kahramanmaraşlı da çoktu.
Geceleri yastık savaşları,uzun eşek oyunları,yeni gelen öğrencilere yapılan şakalar (Gece yarısı uyandırılan ve müdür seni çağırıyor diye müdürün kapısını çalan öğrenci gibi ),uyurken yüzü boyananlar vardı.Sporu zevk için yaparlardı.

Gaziantep Fen lisesinin taşınması sonrasında okul Necip Fazıl Kısakürek Anadolu Lisesi olmuş.Hayırlı olsun


Öğrencileri pırıl pırıl,zeki,çalışkan ve insana iyi ki bu öğrencilerin öğretmeniyim dedirten okullardı,Fen liseleri.Zamanla o kadar çoğaldılar ki artık her İlde Fen lisesi var.Uzak illerden gelenlerin sayısı azaldı.Hatta bir süre yatılı olmayanlar bile vardı aralarında.Herşeye rağmen bu okullarda okumak,çalışmak mutluluk verici.

Temmuz 07, 2008

Karadeniz


Uzun zamandır istediğim,planlarını yaptığım Karadeniz gezisini bu yıl istiyorum.Evvelki yıl Batı Karadenizi gezmiş ve tadına doyamamıştım.Geçen yıl da Kanada girdi araya.Cumartesi günü motosikleti sattım yapacak başka seçenek de yok bu nedenle 21-22 Temmuz civarında arabayla yola çıkıyorum.Hedefim 20 günlük Karadeniz turu.Arabada yatıp kalkacağım.Yanımda çadırım da olacak.Bazen çadır, duruma göre öğretmenevi.Bu gezi sırasında Ordu'da,Ünye'de kapısını çalacağım insanlar var.

Ağırlıklı olarak Trabzon,Rize ve Artvin dolaylarını gezmeyi planlıyorum.Gezi planları hazırlansın,eksikler giderilsin de hayırlısıyla gezerim inşallah.Samsun,Giresun,Ordu,Rize ve artvin.Yaylalar,pideler ve köfteler,mıhlamalar...
Bekle Karadeniz...Kazım Koyuncu'nun memleketi... Geliyorum...

Temmuz 03, 2008

Kartal Gölü yeniden

Kartal Gölü her yıl Ağustos ayının son çarşambayı perşembeye bağlayan gece eğlenceleriyle,sabah erkenden Eren Baba'nın mezarına yapılan ziyaret ,dualar,adakların kesilmesi,uzun sırıklara takılıp pişirilmesi gibi etkinliklerle benim için özel bir öneme sahiptir.Yıl sonu nedeniyle Mustafa Kaynak Anadolu Lisesi öğretmenleri: Kartal Gölüne gidelim demişler.Teklif gelince ben de geleyim dedim ve geçen pazar gittik. Kartal gölü gezi grubu:Geziyi organize eden Cengiz 17 kilo et almış, afedersiniz hayvan gibi yedik.Artan da ertesi gün yendi.Abartma dendi mi kimse bizle yarışamaz.

Kartal Gölü.Benim aşklarımdan biri.Kendimi huzurlu hisssettiğim bir köşe.Gelmesi zahmetli olsa da gelmeye değiyor.

Reenkarnasyon bu olsa gerek.Yaşlı ağaç hayata veda ederken içinden yeni bir hayat başlıyor.Sanki doğum yapan bir kadın gibi.


Kartal Gölü yakınlarında 1214 yaşında bir Karaçam ağacı.Daha Osmanlı devleti bile kurulmamış bu ağaç hayata gözlerini açtığında.Padişahlar gelmiş gitmiş ,İstikla Savaşı yapılmış Ağaç hep burada.




Haziran 24, 2008

Çubucak Orman Kampı

Akbük'te Günbatımı.Günbatımı fotoğrafları çekmeyi seviyorum.

Merhaba
Bahar'dan yaz'a geçerken mevsim değişikliği bir yorgunluk,bir bezginlik,bir vurdumduymazlık,bir adam sendecilik yarattı ki hala etkisindeyim.Uyuşuk man oldum netekim.
Buna bir son vermem lazımdı.Titredim ve gezgin ruh geri geldi.
Bir haftalık kısa bir tatil yaptım.Yaz demek tatil demek.Hemen tatile başlamak yerine ön tatil,esas tatil ve tatil ertesi yapmayı planlıyorum.
Pazar öğleden sonra yola çıktım.Motosikleti özlemişim.Ver elini Marmaris.Geceyi Çubucak Orman kampında geçirdim.Burada duralım.
Çubucak Orman Kampı önemli.Birçok çadırcı ve karavancı için tatil demek burası.Marmaris-Datça yolunun 15.km.sinde.emekliler,çalışanlar heryıl gelirler,kimi kışın eşyalarını yakındaki Hisarönü köyüne depolar.Birçok aile grup olarak uzun yıllar yanyana çadır kurup tatil yapar,çocukları birlikte büyür.Bazıları işi abartıp çanak antenlerine kadar getirir,iki kapılı buzdolapları,hamaklar,mutfak çadırları derken çadırın önüne meyve sebze ekene bile rastlanır.Çiçekleriyle mutlu huzurlu tatil atmosferi yaratanları da belirtelim.
Neyse bir gece burada kalıp giriş kapısında ehliyeti de unuttuktan sonra Bodrum yoluna düştüm.Bodrum ve yalıkavak mutat ziyeretlerini yapıp akşam güneşi batarken Didim Akbük karşımdaydı.
Ablamın evinde ilk gece geçtikten sonra kitabım,müziğim,fotoğraf çekimi derken bir ses duydum ki ev sahibi kapıda.İnsana bir rahat tatil yaptırmıyorlar.Neyse deniz,güneş kum derken ve sahildeki soğuk su kaynağında şoklama yaptıktan sonra eve döndüm.ehliyet yok.Motosikletin sigortası yok.Allahtan yolda polis yok.Şükür yarabbi.
Burası Çubucak Orman Kampı.Henüz tam dolu değil.İskele de yeni yapılmış.

Haziran 01, 2008

kıbrıs Kıbrıs dedikleri

İki güzel Kıbrıslı.Hayatlarından memnun.Balık tutacak biri.diğeri simitini paylaşmaya hazır.

Kıbrıs'ta trafik soldan.Bu nedenle özellikle onların çember dediği döner kavşaklarda kazalar çok oluyor.Sağdan trafiğe alışanlar için sıkıntı verici.Bu kadar yıldır Kıbrıs'ı Türkiye finanse ediyorsa neden düzeltilmedi anlamadım.İngiliz sistemine devam etmenin mantığı nedir ki?
Kıbrıs'ta kumar çok yaygın.Gidenlerin önemli bir kısmının gidiş sebebi bu.''Casıno '' tabelalaları otellerin önünde ışıl ışıl yanıp insanları çekiyor.Dolmuşta konuştuğum bir Kıbrıslı gazeteci :Kıbrıslılar herşey için bahse girerler'' dedi.Bir yoldan gelecek arabanın rengi,plakası,köşeden çıkacak kişinin kadın mı erkek mi olacağına kadar.Betting denilen bahis dükkanları çok.Köpek yarışları da ilgi çekiyor.
Kıbrıslılar sıcak ve anlayışlı insanlar.Anlaşmak kolay.Fiyatlar sabit.Dürüstler.Türkiye'den insan davranışları da var tabii.Otelimi bildiği halde sırf kendi komisyon aldığı otele gitsin diye beni 3 km öteye götüren Lapta dolmuşçusu gibi.Sonradan öğrendim ki otelim tam yolun üzerinde.
Şeftali kebabı Kıbrıs'a özgü bir yemek.Küçükbaş hayvanların karınlarından çıkan ve gömlek denilen zar gibi bir yağ var.Onu çıkarıp yayıyorlar.İçine pirinç ve domatesli iç koyuyorlar.Küçük küçük yuvarlayıp mangalda pişiriyorlar.Güzel birşey.Aşağıdaki fotoğraftaki Şeftali Kebabı için ayran dahil 12 YTL ödedim .Nasıldı?Süperrr
Çay'dan çok kahve içiyorlar.Yanında su ile gelen kahve tam Türk Kahvesi.
Hayat gece yaşanıyor.Gündüzleri sıcak olduğundan çoğu evinde.Çalışanlar da kısa mesai yapıyorlar. Ben geceleri çıkamadığım için gece hayatı yaşamadım.Bilemiyorum.
Ada yaz aylarında susuz ve kuru.Sapsarı bir görüntü Lefkoşa ve çevresine hakim.Rum kesimiyle ilişkileri sürüyor.Lokmacı kapısından hergün Rum kesimine geçen,orada çalışanlar var.Türkiye'den gelen işçiler ise Türk tarafında ekmek parası derdinde.Özellikle inşaat işçileri.
Ada'da yapılaşma çok.Yüzlerce ev yapılıyor ve bunlar özellikle yabancılara satılıyor.
Her şehrinde bir özel üniversite var.Zengin çocukları babalarının çok olan parasını savura savura harcıyor,altlarındaki lüks arabalarla yarışıyorlar.Zaten vergiler düşük olduğundan arabalar ve benzin ucuz.Bireysel ulaşım yaygın.Herkesin arabası var.Hatta hurda arabalar sağa sola atılmış ve kötü görünüyor.
Farklılıklar Kıbrıs'a has güzellikler aynı zamanda.4 günlük gezi herşey dahil 510 YTL'ye maloldu.Tekrar gider miyim?Mutlaka .Sevdim Kıbrıs'ı ben.



Mayıs 30, 2008

Saint Hilarion Kalesi

Kıbrıs gezisinin sonuna geldim artık.4.Gün sabah erkenden denize çıkartma plajından girdim.Deniz, güneş ve kum tatil havasına soktu beni.Öğrenciler 19 mayıs törenlerinde terlerken ben kızgın kumlardan serin sularına atlıyordum.
Öğleden sonra ise gitmeyi istediğim son yer kalmıştı.Girne-Lefkoşa yolunun 6.km.sinden sonra sağa ayrılan bir yolla Beşparmak dağlarının sırtlarında bulunan Saint Hilarion Kalesine ulaştım.Son derece sarp bir tepede Arap saldırılarını haber vermek üzere kurulmuş ve İngiliz Prens John'un da kaonakladığı,içerisi Orta Çağ havasında bir Kale burası.Üstte Kaleden Girne ve Batı kıyıları...
Kalenin içerisindeki küçük bölümlerinden Mutfak kısmı.Canlandırma çok güzel
Saint Hilarion Kalesinin Kulelerinden Girne'nin doğu kıyılarının görünümü.
Kale'den Girne Kalesi ve çevresinin görünümü.Yapılaşma ürkütücü.
Kale Beşparmak dağlarının sırtlarında öylesine ihtişamlı duruyor ki Walt Disney'e ilham kaynağı olmuş ve zirvelerdeki ürkütücü Kale görünümüne tam anlamıyla uyuyor.
Artık dönüş zamanı geldi.Yarın sabah erkenden kalkıp önce Girne,sonra Lefkoşa aradan da Havaalanına ulaşmak gerekiyor.
Hoşçakal Kıbrıs..Gene geleceğim ama ne zaman kimbilir.

Mayıs 26, 2008

Güzelyurt

Kıbrıs çok büyük bir ada değil.Bu nedenle gezilecek yerler de kısıtlı.Adanın en önemli kentlerinden biri Güzelyurt.Aslında burası kent sayılamaz.Belki bir kasaba.En bilinen özelliği portakal bahçeleri ile kaplı oluşu.Bir turunçgil deposu.Ama sakin,sessiz,dingin ve huzurlu bir köşe burası.Lefkoşa adanın ortasında idare ve ticaret kenti.Girne turizm kenti.Burası da tarımla uğraşıyor.Yukarıdaki yapı Aziz Mamas Kilisesi.Her ne hikmetse Camiye çevrilmemiş.Güzel bir yapı ama kapalı olduğundan gezemedim.Zaten ada'da açık müze bulmak biraz maharet istiyor.
Güzelyurt yakınlarındaki ''Soli '' antik kent kazılarında çıkarılan ''Altın yapraklı Taç'' .Arkeoloji ve Doğa müzesinde sergileniyor.Muhteşem bir eser.
Güzelyurt yakınlarında ODTÜ'nün kampüsü.Evvelki yıl küçük oğlana ''burayı tercih et'' demiştim.Çok büyük binaları ile devasa bir eğitim yuvası ama çok sessiz ve sakin .Dünyadan elini eteğini çekip derslere dalacaksın.Başka yapılabilecek birşey yok.

Mayıs 24, 2008

Kıbrısta 2.gün:Gazimağusa

Kıbrıs gezisinin 2.günü Gazimağusa'yı gezmeyi planladım.Gazimağusa adanın doğusunda,Mersin'den giden feribotların yanaştığı bir liman şehri.Rumlarla aramızdaki sınıra yakın sayılabilir.Bütün Kıbrıs şehirlerinde gezilecek yerler kale surları içinde.Dişarıdaki alanda ise zevksiz ve estetik yoksunu yapılar var genelde.
Gazimağusa Kalesi içinde bulunan meydandaki tarihi katedral.Tabii müslüman olunca şehir,katedrale eklenen minare ile oluyor bir Camii.
Gazimağusa sur içinde Vatan şairi Namık Kemal'in hapsedildiği Zindan.Görülen 2 katlı yapının alt katı zindan olarak kullanılmış.Vatan Yahut Silistre'yi burada düşündü belki şair kimbilir.
Gazimağusa Limanı.Türkiye'den gelen Tırlar buradan Kıbrıs içine dağılıyor.Zaten yıllardır Türkiye tarafından gelen destekle varolmuşlar.
Gazimağusa Halk plajı.Pırıl pırıl suları ile harika bir yer.Görülen alan ise savaş sırasında ele geçirilen ve yıllardır kapalı halde tutulan ''Maraş'' bölgesi.Burası tamamen turizm için hazırlanmış bir oteller bölgesi ama yıllardır barış için adım atılamadığından oteller de çürümeye terkedilmiş.Bazı binalarda mermi izleri hala duruyor.

Mayıs 23, 2008

Kıbrıs 2

Harekat sırasında Albay Karaoğlanoğlu'nun saldırıya uğradığı ve şehit olduğu ev.Duvarda mermi izleri hala duruyor.Bir müze ama açan bulunur da gezilebilirse.Kıbrıs'ta mesai az dinlenme çok.Burası bir ada.Ada demek rahatlık,az çalışma ve yavaş geçen zaman demek.
Bir huzur köşesi:Girne limanı.Tekneler,restoranlar ve eğlence yerleriyle,kalesi ile insanda mutluluk hissi uyandıran bir kaçamak mekanı.Girne burasının dışında bir çok cadde,sokak,bina vb.barındırıyor ama hiç bir yer burası kadar dingin değil.
Huzurlarınızda Turist Ömer'in versiyonu: Ben.Girne Kalesinin köşedeki kulesindeyim.Ardımda liman.İşte gezmişim,yorulmuşum,fotoğraflar çekmişim.Gideyim de liman manzaralı Marin Club'da biramı içeyim.Sıcakladım.On yüz milyon baloncuklu soğuk bira içesim geldi.

İlk Günün sonu Girne Limanı .O kadar güzel ki kaç fotoğraf çektim hatırlamıyorum yani.Gezimin en güzel yeriydi diyeyim siz anlayın.

Mayıs 21, 2008

Kıbrıs 1

Kıbrıs Barış harekatının komutanlarından Denizli Tavas'lı Albay Karaoğlanoğlu adına yapılmış şehitlik.İçerisinde şehitlerimiz var.Savaşta rumların kullandığı ağır silah taşıyan zırhlı araçlar sergileniyor.Askerler temizliyor,bakıyor,rehberlik yapıyorlar.
Çıkartma plajının üzerinde oluşturulan alana yapılmış Özgürlük Anıtı.Anıtta her bir unsurun anlamı var.Sağdaki anavatanın gücünü soldakiyavru vatandaki kurtuluş isteğini ifade ediyor.
Lefkoşa'da fazla oyalanmayıp Girne'ye indim.Eşyaları Otele yerleştirip hemen yakındaki Barış Harekatındaki Çıkartma Plajına indim.Burası askerlerimizin şehit olduğu ve Kıbrıs'a ayak bastıkları ilk yer.Allah rahmet eylesin hepsine.
Kıbrıs'a Antalya'dan uçakla ulaştığımda saat gecenin 1.30'u idi.O saatte ne Girne'de ne de Lefkoşa'da olmanın faydası yok diye düşündüm ve 4 saati bir bankta uyuklayarak geçirdim.Sabah 6 sularında artık Kıbrıs hareketlenmiştir deyip yola çıktım.Havaalanından şehre ulaşım sadece taksiyle sağlanıyor.35 ytl istenen yola şehre boş dönen bir taksi sayesinde 20 ytl'ye vardım ve Günaydın Lefkoşa...
Şehre girişte Girne kapısı sizi karşılıyor.Burası dolmuşların geçtiği merkezi bir yer.Eski şehir buradan başlıyor.

Mayıs 10, 2008

Mustafa...İlk Hedefin Kıbrıs...İleri...


1974 yazında lise 2. sınıftan 3. sınıfa geçmiştim.Yaz mevsimi oldukça hareketli geçiyordu.Türk Ordusu Kıbrıs'ta Türklere yapılan saldırılara karşı koyabilmek için hazırlanmakta,Ecevit başbakanlığındaki ve Erbakan hoca yardımcılığındaki CHP-MSP hükümeti çeşitli görüşmeler yaparak Rum saldırılarını engellemeye çalışmaktaydı.Dışişleri Bakanı Turan Güneş bir İsviçre'ye bir Londra'ya gidiyor arada ABD gemileri Akdeniz'de dolaşıyordu.

Her akşam siyah beyaz ekranlardan yetkililerin beyanatlarını dinliyor ve savaş çıkacak mı çıkmayacak mı yorumları yapılıyordu.

20 Temmuz günü Dışişleri Bakanı Turan Güneş'in "Ayşe tatile çıkabilir" mesajı ile harekete geçen Türk ordusu bir taraftan havadan paraşütçüleri indiriyor diğer taraftan çıkartma gemileri Girne sahillerini yoğun ateş altında askerlerimizi karaya çıkarıyordu.

Bizler pencerelere karartma uygulamış,arabalar farlarını görülmesini azaltacak hale getirmiştik.Her gün harekat an be an dikkatle izleniyordu.

Çok asker şehit verdik.Albay Karaoğlanoğlu gibi.Kendi gemimizi batırdık.Amerika'nın tepkisini çektik.Bize yıllarca silah satılmasını engelledi.Ambargo uyguladı.Haşhaş ekmemizi yasakladı.

Aradan yıllar geçti ama hala ada'da anlaşma yapılamadı.İki devlet oluştu.Herkes başının çaresine bakıyor.

İşte hafızama kazınan yıllardakı Kıbrıs gelecek haftaki yolculuk programımda.İnşallah önümüzdeki Perşembe akşamı Pamukkale Turizm'le Antalya'ya,gece de Pegasus'la Lefkoşa Ercan Havaalanına ulaşmayı istiyorum.Biletler hazır.5 gün Deniz,güneş,kum ve Girne çıkartma plajı,Lefkoşa camileri,tarihi eserleri,Magosa ve Güzelyurt.Hotel Bare Hill'da konaklayacağım inşallah.Dönüş 20 mayıs günü İzmir'e oradan da Denizli'ye.Şimdilik bu kadar.See U