Haziran 26, 2007
Kanada 2
Haziran 20, 2007
kanada 1
Haziran 16, 2007
Haziran 05, 2007
HOŞÇAKAL DENİZLİ

O'NA GİDİYORUM,ORAYA GİDİYORUM
Önümüzdeki pazar akşamı Sapanca'ya gidiyorum.3 gün bir adet yeğen yanında Sapanca'da (Sapanca; Sakarya İli'nin bir ilçesi olup, Sapanca gölü kıyılarında yeralan,doğa güzellikleri ile tanınan,yeşillikler içinde,şirin bir ilçedir), oyalandıktan sonra 14 haziran gecesi İstanbul'a geçip(İstanbul'u bilirsiniz artık), 15 Haziran cuma sabahı saat 6 sularında Alitalia (İtalyan Havayolları) ile önce Milano'ya (İtalya'da bir şehir,moda merkezi olup makarnaları ile meşhurdur) oradan da Toronto international havaalanına varacağım inşallah(Toronto: Kanada'nın güneyinde Ontario gölü kıyılarında 5 milyon nüfuslu,Kanada'nın finans,ticaret,kültür yönünden en gelişmiş,kozmopolit bir şehir).Umudum oğlanın benim geliş saatimi unutmaması.Aksi takdirde geceyi havaalanında geçiririm artık.
Neyse yaklaşık 1,5 ay Toronto sokaklarında bisikletle gezip fotoğraflar çekecegim.Enterasan yemekler yemeyi (Çin,Hint,vb) ,Niagara şelalesini görmeyi,sokaklarında uzun uzun yürümeyi planlıyorum.Evin arka bahçesinde uzanıp kitap okuyacağım,televizyonda anlamadığım konularda tartışan insanları ilgisiz bir şekilde izleyeceğim.İyi bir gezi olmasını umuyorum.Bu gezi için çok iyi bir hazırlık dönemi geçirdim.Gezinin ilk devresinde bir gol atarsak maçı kesin kazanırım.pardon.Bu buraya uymadı ama uysa da uymasa da....
Ben yokken kendinize iyi bakın,terli iken soğuk sular içmeyin.Ben oy kullanamayacağım için mutlaka çoğunluk oluşturabilecek partilere oy verin.Boş hayallerle uğraşmayın.
Ben oradan da yazmaya çalışacağım.Şimdilik hoşçakal Denizli.
Haziran 02, 2007

Bu sorunun yanıtını verebilmek,insanın kendini tanıyabilmesi için yapacağı yolculuğu oluşturur.Bunun çeşitli yöntemleri vardır mutlaka ama ben kendimi tanıyabilmek için ,ben kimleri okurum,hangi sitelere girerim,sık kullanılanlar listemi neler oluşturur veya bilgisayarı her açtığımda hangi sitelere bakarım?diye sorduğumda bulduklarım: ‘’kendini tanı’’ yolunda bana kutup yıldızı gibi yol gösteriyor.
http://www.İlkerender.blogspot.com.
İnternete her girdiğimde mutlaka bakarım.Neden?Yazarı oğlum olduğundan.Kendisi ne yapmakta bilgi edinmek için.Övmek gibi olmasın blog dendiğinde akla gelen ilk beş siteden biridir.Zengin yazı ve resim birikimiyle ufkunuzu açar.
http://www.gezgin.com/
Gezmeyi, fotoğraf çekmeyi, hayatı ve insanları tanımanın bir yolu olarak görenlerin buluştuğu birikimlerini paylaştığı bir site olduğu için.
http://www.wowturkey.com/
Fotoğraf sanatının en güzel örneklerine burada rastlayabilirsiniz.Yaşadığınız şehri,çevrenizdeki güzellikleri görsel zenginlik içinde görebileceğiniz en güzel sitelerden biri olduğu için.
http://www.itiraf.com/
İnsanların insan olmaktan kaynaklanan saflıklarını,komik davranışlarını tüm içtenlikleriyle bulabildiğim için.bazen cinsellik içerenleri de olur ama ne yapalım o da insanın bir hali.
http://www.gazeteoku.com/.
En son haberleri,gazeteleri okuyabilmek,günceli yakalayabilmek için.
http://sozluk.sourtimes.org/
Aklınıza gelecek hemen her kavramı,ismi, olayı,insanların tamamen özgür bir anlayışla yazdıkları ile bulabileceğiniz birortam.Tamamen özgür olduğu için.
http://www.mkaynakandl.k12.tr/
Çalıştığım,öğrencilerimin bulunduğu okulda neler oluyor,etkinlikleri neler? bilebilmek için.
http://www.mynet.com/.
e-postalarımı okuyabilmek,falıma bakmak ,bilgi yarışmasına katılmak vs için.
Mine G.Kırıkkanat
Tam anlamıyla Ulusal çıkarları savunan,objektif bakış açısına sahip,kültür birikimi doyurucu bir yazar olduğu için.
Selahattin Duman
Türk insanını kadın,erkek,çocuk,yaşlı,politikacı,sanatçı en iyi analız eden ve bunları en güzel ifade eden yazar olduğu için.Benim idollerimin başında gelir açıkçası
Şimdilik bu kadar.Diğerlerini de sonra yazarız.Yolculuk yaklaşıyor.işlerimi tamamlayayım.
Mayıs 27, 2007
KISA KISA

Bu defa son etkinliklerimden kısa kısa haberler
Cumhuriyet Şöleni
Cumartesi sabahı 11.00 gibi Demokrasi Meydanına vardık.Arkadaşım Sırrı ile.Sırrı tişört ve şapka aldı.Bayrak salladık.Saygı duruşu,İstiklal Marşı,konuşmalar derken ayrıldık.Ayrılırken ''Türkiye Laiktir Laik kalacak'' diye slogan attık.Şeytan ayrıntıda gizlidir hesabı;DİN VE DEVLET İŞLERİNİN BİRBİRİNDEN AYRILDIĞI Laik bir devlette Din görevlileri Devlet memuru mudur ve ayrıca laik devlet vatandaşlarına mecburen din dersi verdirir mi? diye düşündüm.Sırrı karşıt fikirdeydi yerden taş alıp kafama atarak fikrime karşı koymak istedi.Sunuç alamadan Sulh olduk.
Mayıs 23, 2007
SALYANGOZ
Geçen yazılardan birinde ‘’Hafta sonu ne yaptım?’’ diye başlık atmış ve kendi başıma yaptığım doğa gezisini anlatmış,bir de yolda görüp çektiğim bir salyangoz fotoğrafı koymuştum.Salyangoz enteresan bir hayvandır ve bilirsiniz arkasında bir iz bırakır.
Bugün bloğuma bir eski öğrencimin yazdığı bir yorum okudum ve beni birkez daha bıraktığım izlere götürdü.İşte izlerimden bazıları:
Rüştü Tolga Şen:
Tabiki hatırlamayacaksınız, ben Rüştü Tolga Şen. Gaziantep Fen Lisesi.89 girişli 4-D sınıfından. İster inanın ister inanmayın okulda en sevdiğim öğretmenimdiniz. Sabrınız, sakinliğiniz ve öğrencilere davranışlarınız diğer öğretmenlerden çok farklıydı. Yaptığınız bir sınavda sorunun cevabı artezyendi ve biz 8 kişi birden bir arkadaşımız kartezyen yazdığı için kartezyen olarak cevaplamıştık. Yaptığımız hatayı bizimle paylaşmıştınız ancak cevabı da doğru kabul etmiştiniz. Endüstri mühendisiyim, İstanbulda yaşıyorum, evliyim ve benim de 5 aylık bir oğlum var. Herşey için çok teşekkür ediyorum hocam. Kendinize iyi bakın.
Betül Işık:Babadağ Hacı Mehmet Zorlu Çok programlı Lisesinde 2005 mezunu son iki yıl sinif öğretmeni olduğum sınıfımın sınıf başkanı.Evlerine telefon ettim geçenlerde.Arayayım da 19 mayısa çağırayım.Arkadaşlarıyla beraber hepsini bir arada göreyim,nasıl olsa evdedir,diye. Telefona abisi çıktı ve haber:Betül Malatya İnönü Üniversitesinde Kamu Yönetimini kazanmış ve okuyor.Demek ki bir öğrencim daha yolda.
Olgaç Güney,Onur Kavas,Betül Eren,Mert Demirçalı ve diğerleri:Denizli Mustafa Kaynak Anadolu Lisesinde son bir buçuk yıldır beni çıldırtan öğrencilerimden bazıları.Ama ne özellikleri var?Hepsi de pırlanta gibi çocuklar ama bir o kadar da yaramaz.Marifetleri ise tiyatro.Harika oyunculukları ile 21 Mayıs gecesi ‘Ah Şu Gençler ‘oyununu çok güzel oynadılar.Kendi hayatımdan izler buldum.Hepsi de şu anda yoldalar. Ne demiştim Önemli olan yolda olmak varmak değil.
Mayıs 15, 2007
(Resim alıntıdır)QUO VADİS (NEREYE)
İnsanlar ve toplumlar zaman zaman durup, nereye? diye kendi kendilerine sormalıdırlar diye düşünüyorum.Günlük hayat bize öyle bir koşuşturma,telaş,yetişme kaygısı veriyor ki bazen ne yaptığımızı,niye yaptığımızı sorgulamadan spontane (anlık) kararlarla bir harekete başlıyoruz.Sonuçta öyle bir durum ortaya çıkıyor ki ben bunu mu istemiştim?diye kendi kendimize sormak zorunda kalıyoruz.Örneğin siyaseti ele alalım.Bundan bir ay kadar evvel bu ülkenin Cumhurbaşkanlığına kim aday olacaktı belli değil.Önümüzdeki seçimler ne zaman yapılacaktı belli değildi.Bugün de seçime hangi partiler hangi liderlerle ve hangi programlarla girecekler belli değil.Peki neden böyle :Günlük düşündüğümüz,yakın geçmişi hatırlamadığımız,resmin tamamını ortaya koyup bakmadığımız için.Kişiler kendi maddi çıkarları ve statü için,şirketler kendi karları için bu seçimlere hazırlanırken sormak gerek:Bu Anayasa ile mi bu toplum mutluluğa huzura doğru yol alacak?Demokrasi böyle bir şey mi?QUO VADİS?
Mayıs 09, 2007
GİTTİM GÖRDÜM DÖNDÜM
Geçen cuma sabahı erken saatlerde yola çıktım ve Tavas,Kale üzerinden Muğla'yı geçip Bodrum'a vardım.Amaç bir iş görüşmesi.Üst baş varmadan değişti,görüşüldü ve bir klasik:Yalıkavak Belediye çay bahçesinde denize bakıp, havasını alıp doyumsuz manzarasında sabah keyfi.Ardından öğlene yola çıkıp ara yoldan Didim Akbük.Yolda levrek,domates,ekmek ve süt gibi ihtiyaçlar alınıp kardeşimin evine yerleşme.
DÖNDÜM:İzmir'den çıkıp Bornova çıkışı ile Turgutlu,Salihli ve Alaşehir üzerinden Buldan maden suyunu da içip Denizliye döndüm.İyi yaptım.Aferin bana.845 km iyi yol.
Mayıs 01, 2007
HAFTA SONU NE YAPTIM?
Hafta sonlarını nasıl değerlendirdiğimiz, sanırım bizlerin eğitimimiz,kültürümüz ve çalışma hayatımız ile bağlantıları var.Örneğin üniversite eğitimi alan bir çok insan bir müzik aleti çalıyor,korolarda görev alıyor,fotoğraf çekiyor.Buna karşılık köy kültüründen gelen birçoklarımız içinse hafta sonu demek aile büyüklerini ziyaret ama herşeyden önce ve daima kahve kültürü anlamına geliyor.Vaktin nasıl geçtiğini bilmeden saatler geçirip yorgun bir kafa ile evlerine dönüyorlar.Bir başkası yaklaşım ise iş hayatı ile ilgili.Yoğun ve stresli calışmalarla dolu bir işe sahip olanlar ise hafta sonlarını doğaya kaçarak değerlendiriyorlar.Bunlar arasında kamping,yamaç paraşütü,motosiklet,piknik ve trekking gibi etkinlikler sayılabilir.Bunlardan hangilerini yaptığınız büyük ölçüde sizi ve kişiliğinizi,eğitiminizi,kültürünüzü yansıtıyor demektir.Nelerden hoşlandığınızı tesbit edin ve başlayın etkinliğe.
Ben doğa gezileri ve fotoğraf ile ilgileniyorum diyeyim ve bunlarla ilgili son ürünlerimi sunayım sizlere.
Nisan 20, 2007
OKUL GEZİLERİ-ANALİZ
Geçen günlerde hepimizin yüreğini yaktı Aksaray yakınlarındaki kaza.İlköğretim okulu 2.sınıf
öğrencilerinin bulunduğu bir otobüs karşidan gelenlerin şeridine geçmiş,bir kamyona tam karşıdan çarpmıştı.Öğrencilerin çoğu ilk anda ölmüş,kollar bacaklar etrafa savrulmuş,bir kısmı da yaralı haldeyken ölmüşlerdi.
Bu olayın haber verildiği evlerdeki feryat figanı da varın siz düşünün.
Şimdi sorular sorarak olayı analiz edelim ve sorunu tesbit edip çözümü belirleyelim.
Soru 1:Olay nerede olmuştur?Cevap:Karayolunda
Soru 2:Sorumlu kimdir?Seyahat acentesi,Otobüs sahibi,Şoför,Öğretmen,Müdürler.
Soru 3:Sorumlular öğrencileri karayolu ile uzak bir bölgeye geziye götürmeye uygun mudur? Cevap:Hayır
Neden:Türsab adlı Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği adlı Kuruluş Milli EğitimBakanlığına baskı uygulayıp Okul gezileri turizm için yapılan bir seyahattir.Bu nedenle okul gezilerini biz yapacağız,Bu bizim hakkımızdır,diye bir karar aldırdı.Okul gezileri de buna göre yapılıyor.
Nasıl:Okul yönetimleri şehirdeki seyahat acentelerine başvurup teklif alıyor ve en uygun olanla gidiyorlar:Seyahat acentesinin kendi son model otobüsü yok.Genellikle şehirde servis işinde kullanılan eski,arızalı,nerede problem çıkaracağı belli olmayan otobüsleri kiralıyor.Şehirde kısa bir güzergahta çalışan şoförler,muavinler otobüse biniyor ve yola çıkılıyor.Artık şehirlerarası tecrübesi olmayan şoförün nerede ne yapacağı bilinmez.Gündüzden uyksuz mudur,dinlenmiş midir?Yolu bilir mi?Belli değil.
Sonuçta yukarıdaki gibi olaylar gerçekleşebilir.Gerçekleşmiştir.Sorun bu.
Çözüm ne:Karayollarında yolcu taşımayı en iyi kim bilir?Şehirlerarası otobüs firmaları.Neden?Çünkü onların otobüsleri yenidir,şoförleri tecrübelidir,yolu bilirler ve hepsinden önemlisi Trafik polislerince çok sıkı denetlenirler.Öyleyse okul gezilerinin seyahat şirketlerince mi yoksa otobüs firmalarınca mı yapılması daha güvenlidir?Kararı siz verin
Nisan 05, 2007
GAZİANTEP FEN LİSESİ
1987 ile 1994 yılları arasında Coğrafya öğretmeni olarak Gaziantep Fen Lisesinde çalıştım.Bu yıllar benim için müthiş bir koşuşturma içinde geçti.
Bir yandan evde ‘o zaman 2 yaşında’küçük oğlum Mehmet var, anasıyla dönüşümlü olarak sabah birimiz sonra diğerimiz ona bakmaya çalışıyoruz,bazen ders ya da toplantı çakışıyor abisine emanet edip üzerlerinden kapıyı kilitliyoruz.Çocuklar korkup balkona çıkıyorlar, başlıyorlar ağlamaya.Komşular bize kızıyor.
Diğer yandan ben Ankara Hukukta ekstern okuyorum.Geceleri evde oturup ders çalışıyorum.Komşular gelip gitmiyorsunuz diyor.Zaman zaman vizeler ya da yılsonu sınavları oluyor.Ben ya milli eğitimden izin alıyorum ya da sağlık raporu..Olmadı Müdürümüz sevgili Kenan Çakır ile Müdür yardımcısı Osman Olgun veya Necdet Özçelik beni idare ediyor.Dönüşte diğer öğretmenlerle ayarlayıp dersleri telafi ediyorum.Zarar ziyanı önlüyoruz.
Hafta sonu oldu mu Necati Uysal haber eder, hadi pikniğe gidelim.Necdet etleri hazırlar,çoluk çocuk akşama kadar ye iç.Üç aile, 6 çocuk,6 büyük Şiş göbeklerle dönülür.
Her 20 günde bir nöbetler gelir.Sabah sekizden ertesi gün aynı saate kadar okulda kalırsın.Öğrencilere yemek yedir,koridorda dolaş,kantinde çay iç,televizyon izle.Bazı öğrenciler ekmek arası patates yerler, paraları yoktur, onlara üzül.Gece yatağını yadırgarsın,bazı yaramazlar gece durmazlar.Kimi alarmı çaldırır ben tamir ederken birkaç kere de ben çaldırırım.Öğrenciler pijamalarla dışarı çıkar.Kimi bağıra çağıra tuvalete gider.Bazen sebepsiz gürültüler tekrarlanır durur.Sabah kalkarsın ki gözlerin kanlanmış,uykunu alamamışsın,sakal uzamış,ders varsa derse yoksa eve.Eğer ücreti de aldıysam yoldan baklava da alınır, eve götürülür.Hey gidi günler hey.Anlatsam daha ne çok şey yazarım antep ve okulum hakkında.
İşte bu çocuklar okulları bitirdiler,mesleklerine başladılar,evlendiler ve çoluk çocuğa karıştılar.www.Gaziantepfenliseliler.biz diye site oluşturmuşlar.Ben siteyi ilk gördüğümde çok duygulandım.Kendini hatırlamasam bile adını anımsadığım bir sürü öğrencinin nerelerde olduğunu gördüm ve mutlu oldum.Daha sonra baktım benim adım yok.Beni de ekleyin diye son durumumu yazdım.Baktım ki dün sayfa editörü; Mustafa hocam azmi ile bizleri etkilemişti, diyor artık duygusallığım taştı,sel oldu.Çok ama çok mutlu oldum.Biz orada sizler için vardık.Tabii biraz da ‘tamamen duygusal’sebeplerle.
Herneyse ben sevindim,gururlandım,sizlerde yaptığınız mesleklerle hem kendinizi mutlu eder hem de içinde yaşadığınız topluma hizmet edersiniz.Ne güzel Gaziantep Fen Liseli olmak.Ne mutlu o dayanışma ve dostluk dolu günleri yaşamak.Hepinizi çok seviyorum.Hoşçakalın.
Nisan 01, 2007
Sanal alemin gerçek kişileri
Bunlardan biri bir erkek yeğen.İşi gücü bilgisayarda oyun oynamak.Oyun dergileri alıyor.oynuyor.rekorlar kırıyor falan.Asıl ilgilenmesi gereken alan olan eğitim hayatında kendini geliştirmesi gerekirken, enerjisini bu alana ayırması açıkçası beni endişelendiriyor.
Bir diğeri ise bekar bir arkadaşım.Bu arkadaşım yıllardır yaptığı meslekten daha fazla zamanı internette okey oynamaya veya chat yapmaya ayırıyor.Ne zaman bürosunda otursak o konuşmayla ilgilenmek yerine gözünü ekrandan ayırmadan birşeylerle uğraşıyor.Aynı anda üç ayrı msn sahibi.Birsürü arkadaşının her an oturum acışları sesli işaretle duyuruluyor.
Bunlardan sonuncusu ise daha saf ve iyiniyetli bir acemi .Hayatında doğru dürüst chat nedir bilmeyen gerçeklik dünyasının bu kişisi ise chat yaptığı kişileri de kendisi gibi gerçek sanıyor.Sanal alemden,sanal yalanlardan sanal sözlerden bihaber olan bu arkadaş ise sanalden hayal alemine geçmiş durumda.Kendisini gerçek aleme zorlukla döndürebildik. Bu tür kişilerde internetin bazı kişilerde depresyona soktuğu,gerçeklik duygusunu yitirmeye yolaçtığını uzmanlar hatırlatıyor.
Son bir haber de büyük oğlandan geldi.Bilgisayar mühendisi olan bu şahıs gözlüklerinin derecesini muştuladı bana.Sebep:Bilgisayar.Hayırlı internetler dilerim.
Mart 05, 2007
yaşayabilmek
Yaşayabilmek sağ olmakla başlar.Sağ olmak ise sağlıklı olmakla .
Bir insanın sağlıklı olabilmesi, bağışıklık sisteminin çalıştığı ve onu şeşitli zararlılardan koruyabildiği bir durumdur.Bu durum herhangi bir nedenle stres yaşadığınız,üzüldüğünüz zamanlarda vücut dengesinin bozulmasına yolaçar.Denge bozulduğunda ise bağışıklık sistemi sizi koruyacak savaşçıları yeterince üretemez.Düşmanlar çoğalmaya başlar.Önce dişlerde,sonra damarlarda,kalpte ve diğerlerinde.Artık sizi zararlılardan koruyacak kalkanlar kırılmıştır.Düşman istilası başlamıştır.Ne zaman ve nerede yıkılacağınız ise şansa kalmıştır.Onun için yapılacak en önemli şey stresli durumdan kurtulmaktır.Üzülmekten vazgeçmektir.Üzüldüğünüz şey'in önemli ve değerli olmadığını kabul etmektir.Kolay mı?Asla. Ama önemli olan yolda olmaksa yolda kalabilmek te kendimiz için değerli.En değerli varlığımızı koruyabilmek için:Bağışıklık.com lütfen okuyun ve anlayın saygılar.
Şubat 24, 2007
okul hayatı
Okul hayatı ile hayat okulu arasındaki farklar neler?
Aşağıda bu konuda hazırlanmış bir liste yeralıyor.Alıntıladım.Bakın bakalım,
1- Okul hayatında sınavlar, önceden haber verilerek yapılır ve notunuz yüzünüze söylenir. Oysa hayat okulunda insanlar sizi habersizce "sınava çekiyor" ve ve yargılarını genellikle içlerinde tutuyorlar.
2- Okul hayatında anlatılmayan konudan soru sorulmaz, hayat okulunda soru çıkabilecek her konuyu bilmeniz bekleniyor.
3- Okul hayatında notunuz "objektif" rakamlarla karnenize yazılır. Oysa hayat okulunda, "subjektif(kişisel) kanaatlerle" "notunuz" veriliyor.
4- Okul hayatında soruların tek doğru cevabı vardır. Hayat okulunda kişiye göre değişen doğru cevapları bilmeniz gerekiyor.
5- Okul hayatında bulunduğunuz sınıftan daha aşağıya düşmezsiniz. Hayat okulunda "sınıftan düşmek" mümkün!
6- Okul hayatında önce dersinizi öğrenir sonra sınava girersiniz. Hayat okulunda önce sınava çekilip sonra "dersinizi alıyorsunuz."
7- Okul hayatında tek dersten sınıfta kalanlara "bir ek sınav hakkı" daha verilirdi. Hayat okulunda bir fırsatı kaçırıp son vagona atlayamayanlar için "tek ders fırsatı yok".
Ocak 27, 2007
HOŞÇAKAL MUSTAFA KAYNAK ANADOLU LİSESİ

Sevgili öğrenciler
maalesef sizlere tam olarak izah edemedim ama ben kendimce haklı nedenlerle hayallerimin peşinden gidiyorum.
Bir sahil kasabasına yerleşme gibi bir hayalim var.inşallah olur.Motorla uzun geziler yapma hayallerim var.İnşallah bu da olur.
ÖĞRETMENLİĞİMİN son birbuçuk yılını sizlerle çok güzel günler geçirerek tamamladım.Bana mutluluk verdiniz.Kalbini kırdıklarımdan özür dilerim.Hepinize hayatta mutluluklar dilerim.
Yolculuk devam ediyor.Önemli olan yolda olmak varmak değil.
Ocak 21, 2007

yaz gezisi sonunda en son iki fotoğraftan biri. Büyük taarruz idare yeri
26 ağustos 1922 de Türk kuvvetleri ile yunanlılar arasında başlayan ve 4 gün süren binlarce şehit pahasına tepelerin el değiştirdiği ve sonunda Büyük Zafer'in kazanılıp yunanlıların izmir'e doğru kaçışının başladığı yer.Büyük önder ve şehitleri rahmetle anıyoruz.
Ocak 14, 2007
oğlum
Kendisinin affına sığınarak yazısını aktarıyorum:
Babalar - Ogullar
Hic yazasim yok, elim kaleme gitmiyor. Veya yazip yazip siliyorum, bloglines abonelerim farkinda sanirim, cunku silsen bile kacmiyor bloglines’dan…
Aslinda hic yasayasim yok desem? Uc gundur bulasik yikamiyorum, lavabo dolmus… Gecen hafta camasira gitmedim, bugun de gitmezsem uzerime giyecek camasir olmayacak haftaya ayiptir soylemesi… Canim HIC bir sey istemiyor, kahvalti bile etmiyorum; sabah kalkinca kahveyi koyuyorum, o olurken dus, cikinca sigara – kahve, yeter…
Isyerim evime gore doguda… Dolayisiyla her sabah ise giderken ve her aksam is donusu gunes karsimda; sabah gunesi ben doguruyor, aksam da ben ugurluyorum bu diyarlarda ben size soylemis olayim bak… Yilbasinda kendime hediye aldigim player'i de taktim mi kulagima, karsimda dogan gunes, shuffle'da bahtima dusen sahane bir sarki, e ben de terkediyorum gercek dunyayi, o yarim saat boyunca kendi / kapali kapilar ardindaki / kimsenin bilmedigi / bilincimin derinlikteki / golgelerin olmadigi dunyaya geciyorum… Bu arada slalom yapan, sari / kirmizi arasi isikta gecen okuzler beni cekmeye calissalar da gercek dunyaya, nafile… Keyfimi bozamiyorlar kendi dunyamda…
Sonra adim adim donuyorum gercek dunyaya sirkete gelince; kusaniyorum gercek dunya silahlarimi, gulmemeye ozen gosterdigim yuzum, sadece is konusan agzim, sert bakislar gibi… Bu silahlari kusanmam lazim, yoksa biliyorum ki gercek dunyada muzik yok, duygular yok, siir yok, ask yok. Siparisler, bos biraktigin anda kendi dunyasina dalip dalga gecmeye can atan elemanlar, makina kapasiteleri, haftalik raporlar var.
Gun bitiminde donus yolunda ayni rituel, bir ibadet gibi tekrarlaniyor, player kulagimda, batan gunes karsimda, ben kendi dunyamda…
Aksam biraz internet surf, ne denk gelirse artik, linkten linke… Nasil denk geldim hatirlamiyorum, genc bir arkadas, Ilker Ender, Toronto’da imis, blogu var, fotografci, burada biraz soluklanalim o zaman, okuyalim bakalim, sonra her zaman yaptigim gibi (“iyiymis lan, linklerine de bakalim”) deyip linklerine bakiyorum, bir link: babam…
Hemen tikliyorum linke, aferin, blank page acmis, isini bilenlerden… Baba karsimda simdi, Mustafa Ender… Bir ogretmen, Denizli’de (ana? kimlerdensiniz?) memleketlim, benden birkac yas buyuk, motosikletli, gezgin, aydin, kamerasi var, bakmayi, gormeyi, gordukleri hakkinda kafa yormayi ve bunlari yazmayi bilen ve isteyenlerden, doygun…
Her iki sayfa da acik ekranda, bir babaya, bir ogluna bakiyorum; gozlerim doluyor…
Mustafa Ogretmenim, bir tek sey diledim baba-ogul blogunuzu okurken; dilerim ki onumuzdeki sene okula baslayacak olan hasretim oglum Can’in ogretmeni sen olursun, ona da ogretirsin, kendi ogluna ogrettigin gibi
Aydin olmayi,
Yasama bakmayi, gormeyi,
Onemli olanin aldigi nefes sayisini saymak degil
Nefesini kesen anlari saymak oldugunu
Yasam agacinin her damlasindan keyif almayi
Onemli olanin varmak degil, yolda olmak oldugunu
Ocak 10, 2007
Ocak 05, 2007
Aralık 27, 2006
yaz gezisinin sonu
Aralık 20, 2006
Aralık 19, 2006
Erenbaba
İlk defa 1995 yılında gördüm Beyağacı.
O zamanlar Acıpayam'da öğretmendim.Birileri tavsiye etti ve ilk kez zorlu bir yolculuktan sonra Kartal Gölü'ne ulaşıp güzelliklerini gördük.
!900 m.civarında bir yükselti.Denizli’den Beyağaç ilçesi yaklaşık 100 km.Arkasından 30 km sarp,yokuş,taşlı bir orman yolundan gidilen,insanı yola çıktığına pişman eden bir güzergah.
Sonunda Çiçekbaba dağının zirvelerinde bir buzyalağında kar sularının birikmesiyle oluşmuş,pırıl pırıl ve buz gibi suları ile çok şirin ve minik bir göl.Çevresi yemyeşil çayırlarla çevrili,yamaçlarda asırlık anıt çam ağaçları bulunan bir doğa harikası:Kartalgölü
Aradan yıllar geçti.Bu kez yörenin birbaşka yönünü keşfettim.Her yıl Ağustos ayı’nın son perşembe günü sabah erkenden Beyağaç yönündeki Kartal gölü çevresinde geceleyen Yörükler ile köyceğiz yönünden gelenler, Çiçekbaba dağının zirvesinin doğu yamaçlarında bulunan ve yörede kutsal ve koruyucu kabul edilen Erenbaba adındaki ermiş ‘in mezarında buluşup mezar ziyareti yapıp dualar ediyorlar.Önceki yıldan vaat edilmiş adakları varsa yanlarında getirdikleri veya orada satın aldıkları oğlakları önce duayla kesiyorlar.Arkasından yanlarında getirdikleri ve kabukları soyulmuş uzun ve kalın sopalara asıp hızla yüzüyorlar.Bu sopalara oğlakları takıp önceden yakılmış ateşlerin üzerine uzatıp yavaş yavaş pişiriyorlar ve ailece bir arada yiyorlar.Velhasıl mistik bir ortamda dua,inanç,adak oğlak eti derken dağ başında sessiz ve serin bir ortamda yıllık bir tazelenme,amaçlanan bir Eren’e ulaşma.Arkasından görüşülmeyen başka köylerdeki,Fethiye ve Köyceğiz tarafındaki tanıdıklarla görüşme,bir nevi festival.
Genellikle her iki taraftaki Yörükler bir önceki gün gündüz,traktörler, minibüslere veya diğer taşıtlara doluşuyorlar,yanlarında çadırları,bir yığın çıralı çam kütükleri,uzun sopaları ve oğlakları ile geliyorlar.Çadırlar kurululuyor,traktör kasalarına yerleşiliyor.Yemekler pişiriliyor,harlı harlı yanan odun ateşinde pişen çaylar belki bir günde beş defa içiliyor.
Gece ise buz gibi bir havada, ateşte pişen çeşitli yemeklerin yanı sıra içki içenler ve şarkılarla türkülerle oynayanlar,coşku dolu gençler.Geçen yıllarda bu iş o kadar ileri gitti ki mahalli yöneticiler;Eren’in manevi havası ile aşırı içki ve silah atışları yapılan ortam arasındaki uyumsuzluğu dikkate alarak işin eğlence tarafını kontrol altına aldılar.2006 yılı yazındaki son gezimde gayet düzenli,jandarma denetiminde rahat bir hale getirildiğini gördüm ve sevindim.Çünkü önceki bir gezide gece saat 3’e kadar silah seslerinden uyuyamamıştım.
Herneyse,her yıl Ağustos ayı’nın son Çarşamba günü toplanma ve ertesi günü sabah erkenden Erenbaba’nın mezarını ziyaret.Olayın özü bu.Ama Çiçekbaba dağının zirvesinde sessiz bir dağ başında olduğunda ise insanı etki altına almayı özüne dönmeyi ve yaşamını sorgulamayı sağlıyor.Bu yönleriyle benim için, özellikle de motosikletle, her yıl gitmeyi isteyeceğim bir yer.
Aralık 12, 2006
modern camii
mancarlı pide
Aralık 10, 2006
koca boğazlı orhan

Okulumuzun en koca boğazlı ve mideli öğretmeni huzurlarınızda.Orhan Türkmen
Kendisini yeterince tanımadağımız geçen yıl Yolçatı köyüne balığa götürdük.Bütün balıkları bitirdi.Hatta ikindi vakti acıktım deyip kahvaltı yaptı ardından pişen balıkların da olduğu sofrada bir yemek daha yedi.Koca boğaz Orhan




















