Temmuz 15, 2007

kanada 5

Hayvanat Bahcesinin en renkli ailesi.Erkek kenarda bos bos yatiyordu ama rasimdeki anne yavrusuna ne oyunlar yapiyordu inanilmaz.Oyuncaklari ile oynarlarken goruluyorlar.
Huzurlarinizda fotomodelimiz Kaplan.Esit sartlarda olsak o benim resmimi cekerdi herhalde.
Gecen persembe yalniz basima metro arti otobus ile 1 saat 20 dk suren bir yolculukla Toronto Zoo'daydim.Heyvanati toplayip dogal ortamina benzer sartlar olusturup salmislar.Genis alanli bol hayvanli bir bahce.Genelde ogle sicaginda dinlendiklerinden bazilarini goremedim ama cogunu fotografladim gene de.Yukaridakilerin ne oldugunu unuttum.Ama gorunumleri guzeldi.
Bu hafta hava hep degisti.Bir yagdi bir acti.Cuma gecesi oglumun dogumgunu kutlamasi gece gec saatlere kadar surdu.Bisuru arkadasi geldi .Yediler ve ictiler.Sabah oglan gelmeyince yalniz gittim little India (kucuk Hondistan) 'a .Hint muzikleri,yiyecekleri,sariler vb.Bunlari satan bir dukkan vitrini yukarida. UZERINE TIKLAYIP FOTOGRAFLARI BUYUTEBILIRSINIZ

Temmuz 10, 2007

kanada 4

Toronto hayvanlar icin tam bir cennet.Sayisiz kus cesidi,sincaplar ,rakunlar sehirde ozgurce dolasiyor.Bunlardan biri yukaridaki marti.Ontario golu kiyisinda coklar ama sehir icindeki parklarda da karsiniza cikiyor.
Toronto High Park'ta bulunan golde yasamlarini surduren ordek mi desem kaz mi bilemedim (Bu soru Biyolog Mehmet Isik'a gelsin) ama hem cayirlikta otlaniyorlardi hem de yuzuyorlardi.

Toronto sincaplarindan biri.Toronto'nun birsuru parklari var.adeta orman gibi.Heryerde karsiniza cikiyorlar.Cekingen ve sevimliler.


Hafta sonu birseyler alalim diye evden ciktigimizda Queen's park'ta bir eglenceye rastladik.Toronto'da yaz aylarinda festivalden bol birsey yok.Afrofest, Afrikalilarin duzenledigi, yemeklerinin (genelde et) ayakustu mangalda pisirilip satildigi,icecekler in tuketildigi,siyah rengin her tonunu gorebileceginiz bir toplanma - kaynasma-eglenme amacli yerel giysilerle ulkelerin tanitildigi bir festival.Netekim buna da katildim.Mutluyum.Mutlusun.Mutlular.Nedeni su:Burada Afrika'da olamayacaklari kadar ozgur ve karinlari tok.


Temmuz 04, 2007

Gecen hafta icinde onemli birsey yoktu.Sehirde yuruyusler,arka bahceye gelip kedilerin yiyeceklerini gaspeden rakunlari saymazsak.Yedi kisilik aile aksam saatlerinde karnini doyurdu ve gitti.Hafta sonu ise planlanmayan bir gezi imkani cikti.Ilker adinda Jazz sever bir arkadasin festivale gitmek istemesi ayrica bir de jeep'inin olmasi yetti.Cumartesi sabahi bir yolcu daha alip Motreal'e gittik.Hostel'de kaldik.Oglum Ilker"le gezilecek yerleri gezip geceleri jazz konserlerini dinledik.Sehir meydaninda kurulan sahnelerde (10 kadar) cesitli gruplari dinledik.Gece 1 civarinda ancak yatabildik.Shwarts adindaki siradan bir dukkanda montreal'in en guzel isli et ile yapilan yemeklerini yedik.
Yukarida Saint Josef Katedral ve Oratoryosu
Bir Jazz Konseri

Montreal Old Town'da bir sokak.
Tipik Avrupa dar sokaklarindan.Restoranlar,publar,(Putin adinda patates kizartmasina eritilmis peynirli bir sos ile yapilan guzel bir yemegi var ki bira ile guzel gidiyor),resim galerileri ile cok hos bir yer.

Kanada ulusal gunu yuruyusu
Cin'den kacanlarin kurdugu bir orgut ve uyelerinin gecit toreni.Sonucta Avrupa kokan bir eyalet Quebec (Fransizca konusulan ve Fransa kulturu olan) ve onun Olimpiyatlari duzenlemis,hos bir havasi olan kenti Montreal' bitirip donduk.Biodom adli doga muzesi,Old Town,Montreal tepesi,Katedral ve konserler.....,yemekler.....Gorusuruz......


Haziran 26, 2007

Kanada 2

Festivale katilanlar
Gecit toreni

Gecit toreni

Toronto bilim muzesi

Edwards Gardens (Botanik Bahcesi)

Gecen hafta ne yaptim?Hafta ici hergun kendime bir rota belirleyip yollara dustum.Bir gun
adinda Pamukkale olan bir sosyal merkez (yani bir kahvehane sanirim) adresini aradim fakat verilen numara aklimda yanlis kalmis bulamayip geri dondum.
Bir baska gun High Park adli parki hedefleyip gittim,yerini de buldum gezip geldim.Bir baska gun cocuklarin tirmanis yaptigi yeri kendi tarifleri uzerine arayip buldum.Donuste bir Turk'un islettigi lokantada (Pizza Pide) Turkiyede bulunmayacak kalitede pide yedik.
Cuma gunu oglanin bisikletini alip, haritada yakin gorunen ama gercekte yollarin hafif engebesi ve mesafelerin uzunlugu nedeniyle Toronto hayvanat bahcesi yolunun yarisindan geri dondum.Aksama Turk genclerle bulusup yemek ve hafta sonu icin festivale hazirlananlari izledik.
Cumartesi ogleye dogru Toronto Bilim Muzesine gittik.Okullarda anlatilan bircok deneyin bizzat uygulamasini gorduk.Ama bu muze gezmeleri uzun sure ayakta kalip yavas yavas gezildiginden bayagi yoruyor.
Pazar gunu ise Festival vardi.Kuzey amerika'nin en buyuk (Pride) yani gay ve lezbiyen yuruyusu.Benim icin tam bir kultur soku idi.Koca koca adamlar,sisman yasli basli teyzeler el ele tutusmuslar,yakisikli ilkokul ogretmenleri,itfaiyeciler,polisler ,cesitli sirket calisanlari bakin biz buyuz diye etrafa su tabancasi ile sular fiskirtip gectiler.Bana ters birsey.Burasi icin normal.Cirilciplak adamlar mi dersiniz,deri giysili tipler mi ne ararsaniz vardi.Acaip bir sey.
Neyse normale donduk cok sukur.Bugun yine yollara dustum.Hesapladik oglumla,tam 16 km yol yapmisim.512 mb hafiza karti aldim fotograf makinesi icin, ayrica taze fasulye ve domates aldim Kensington market'ten.Burasi hippi tipli duzen disi insanlarin yasadigi belki uyusturucu filan da olan meshur bir semt.Simdilik bu kadar diger haberler sonraya.

Haziran 20, 2007

kanada 1

Ada"dan toronto
Dragon kurek yarisi

Ilker"in arkadasi Ilker"in evinden Toronto

Kanada gunleri basladi.Cumartesi gunu oglene kadar evde kalip oglumun arkadaslariyla Toronto adasina gittik.Ada'da Uluslararasi Dragon kurek yarislari vardi.Yarislarin bitis cizgisine yakin bir yere yerlesip yarislari izledik.Cogu cinli seyircilerle doluydu.Kalan zamanda adayi yuruyerek gezdik ve donduk.Piknik havasinda bir geziydi.
Pazar gunu Kucuk Italya mahallesine italyan tadlarina bakmaya gittik.Bir lokantada basit italyan belki akdenizli demek daha dogru yemekler yedik.Daha sonra bir barda oturduk.Buraya gelen arkadaslarla buyuk bir Turk grubu olusturduk.Gec vakit donduk.

Pazartesi cocuklar iste oldugundan kendime gore bir program yaptim.Once eve yakin parka gittim.Sonra yol ustundeki bir mezarligi gezdim.Sanirim insan yakilan bolumu de vardi.Ama cok yesil,temiz ve anit bicimli mezarlar vardi.

Devam edip Kraliyet Ontario muzesini gezdim.Tam 4 saat ayakta kalip Cin,Kore,Japon,Asya,Misir vb arkeolojik eserleri gordum.20 dolar giris parasina degdi yani.

Bugunse yagmur vardi.Bana tarif ettikleri bir okulun bahcesinde bulusup onlari kiz erkek karisik futbol maclarini lzleyip bir yunan lokantasinda tika basa yedik ve eve donduk.Cok guzeldi.

Haziran 16, 2007

Kanada Milano yakinlarinde bir ciftlik

Geldim.
Uzun ve yorucu bir yolculuktu ama sag salim geldim ve ogluma ulastim.
Notlar:
Gece 12 den itibaren Ataturk havaalalninda kitap okuyup bir seyler yiyerek vakit gecirdim.4 te bilet kontrolu ve bagaj teslimi.
6. 20 de kalktik.1.45 dk sonra Milano.Hava kapali.Havaalaninda Hintli yolcu cok.Bir grup Yahudi beyaz ortuleri icinde dua ediyorlar.Ialyan moda baskentinin urunlerini satan dukkanlar:Armani gozlukler'deri cantalar'kravatlar'giysilar falan'
Tekrar havalandik.Yanimdakiler Lubnanli Arap bir grup.Biraz konustuk.Yemekler nefisti.Ne oldugunu blmedigim sebze yemegi' ile et yemegi.salata'meyve'kahve falan.
Ucagin yarisi Hintli sanirim tek Turk benim.
Bulutlarin ustunde Okyanus gectik.Sonra kara gorundu.Dumduz bir ulke.Indik.Zenci bir polis sorular sordu.Ben anlamadigim sorulara bile yes dedim.Sonunda [asaportu muhurledi de gectim.Arkasindan bavulu alip ogluma kavustum.Agladim tabi duygusal adamim ben.Hersey cok buyuk.Havaalani'otomobiller'yollar.
Eve geldik ve hemen disari ciktik.yuruye yuruye gole kadar indik.Bir Vietnam lokantasinda corba ve yesil cay icip donduk.Gece 10 da artik kendimi kaybettim ve yataga zor ulastim.Ilk gun icin bu kadar yeter.

Haziran 05, 2007

HOŞÇAKAL DENİZLİ


O'NA GİDİYORUM,ORAYA GİDİYORUM
Önümüzdeki pazar akşamı Sapanca'ya gidiyorum.3 gün bir adet yeğen yanında Sapanca'da (Sapanca; Sakarya İli'nin bir ilçesi olup, Sapanca gölü kıyılarında yeralan,doğa güzellikleri ile tanınan,yeşillikler içinde,şirin bir ilçedir), oyalandıktan sonra 14 haziran gecesi İstanbul'a geçip(İstanbul'u bilirsiniz artık), 15 Haziran cuma sabahı saat 6 sularında Alitalia (İtalyan Havayolları) ile önce Milano'ya (İtalya'da bir şehir,moda merkezi olup makarnaları ile meşhurdur) oradan da Toronto international havaalanına varacağım inşallah(Toronto: Kanada'nın güneyinde Ontario gölü kıyılarında 5 milyon nüfuslu,Kanada'nın finans,ticaret,kültür yönünden en gelişmiş,kozmopolit bir şehir).Umudum oğlanın benim geliş saatimi unutmaması.Aksi takdirde geceyi havaalanında geçiririm artık.
Neyse yaklaşık 1,5 ay Toronto sokaklarında bisikletle gezip fotoğraflar çekecegim.Enterasan yemekler yemeyi (Çin,Hint,vb) ,Niagara şelalesini görmeyi,sokaklarında uzun uzun yürümeyi planlıyorum.Evin arka bahçesinde uzanıp kitap okuyacağım,televizyonda anlamadığım konularda tartışan insanları ilgisiz bir şekilde izleyeceğim.İyi bir gezi olmasını umuyorum.Bu gezi için çok iyi bir hazırlık dönemi geçirdim.Gezinin ilk devresinde bir gol atarsak maçı kesin kazanırım.pardon.Bu buraya uymadı ama uysa da uymasa da....
Ben yokken kendinize iyi bakın,terli iken soğuk sular içmeyin.Ben oy kullanamayacağım için mutlaka çoğunluk oluşturabilecek partilere oy verin.Boş hayallerle uğraşmayın.
Ben oradan da yazmaya çalışacağım.Şimdilik hoşçakal Denizli.







Haziran 02, 2007


BEN NEYİM?
Bu sorunun yanıtını verebilmek,insanın kendini tanıyabilmesi için yapacağı yolculuğu oluşturur.Bunun çeşitli yöntemleri vardır mutlaka ama ben kendimi tanıyabilmek için ,ben kimleri okurum,hangi sitelere girerim,sık kullanılanlar listemi neler oluşturur veya bilgisayarı her açtığımda hangi sitelere bakarım?diye sorduğumda bulduklarım: ‘’kendini tanı’’ yolunda bana kutup yıldızı gibi yol gösteriyor.
http://www.İlkerender.blogspot.com.
İnternete her girdiğimde mutlaka bakarım.Neden?Yazarı oğlum olduğundan.Kendisi ne yapmakta bilgi edinmek için.Övmek gibi olmasın blog dendiğinde akla gelen ilk beş siteden biridir.Zengin yazı ve resim birikimiyle ufkunuzu açar.
http://www.gezgin.com/
Gezmeyi, fotoğraf çekmeyi, hayatı ve insanları tanımanın bir yolu olarak görenlerin buluştuğu birikimlerini paylaştığı bir site olduğu için.
http://www.wowturkey.com/
Fotoğraf sanatının en güzel örneklerine burada rastlayabilirsiniz.Yaşadığınız şehri,çevrenizdeki güzellikleri görsel zenginlik içinde görebileceğiniz en güzel sitelerden biri olduğu için.
http://www.itiraf.com/
İnsanların insan olmaktan kaynaklanan saflıklarını,komik davranışlarını tüm içtenlikleriyle bulabildiğim için.bazen cinsellik içerenleri de olur ama ne yapalım o da insanın bir hali.
http://www.gazeteoku.com/.
En son haberleri,gazeteleri okuyabilmek,günceli yakalayabilmek için.
http://sozluk.sourtimes.org/
Aklınıza gelecek hemen her kavramı,ismi, olayı,insanların tamamen özgür bir anlayışla yazdıkları ile bulabileceğiniz birortam.Tamamen özgür olduğu için.
http://www.mkaynakandl.k12.tr/
Çalıştığım,öğrencilerimin bulunduğu okulda neler oluyor,etkinlikleri neler? bilebilmek için.
http://www.mynet.com/.
e-postalarımı okuyabilmek,falıma bakmak ,bilgi yarışmasına katılmak vs için.
www.gaziantepfenliseliler.biz Yıllar önce hayatımın en güzel yıllarını yaşadığım okulumu,öğrencilerimi unutmamak için.
Mine G.Kırıkkanat
Tam anlamıyla Ulusal çıkarları savunan,objektif bakış açısına sahip,kültür birikimi doyurucu bir yazar olduğu için.
Selahattin Duman
Türk insanını kadın,erkek,çocuk,yaşlı,politikacı,sanatçı en iyi analız eden ve bunları en güzel ifade eden yazar olduğu için.Benim idollerimin başında gelir açıkçası
Şimdilik bu kadar.Diğerlerini de sonra yazarız.Yolculuk yaklaşıyor.işlerimi tamamlayayım.

Mayıs 27, 2007

KISA KISA


Bu defa son etkinliklerimden kısa kısa haberler
Cumhuriyet Şöleni
Cumartesi sabahı 11.00 gibi Demokrasi Meydanına vardık.Arkadaşım Sırrı ile.Sırrı tişört ve şapka aldı.Bayrak salladık.Saygı duruşu,İstiklal Marşı,konuşmalar derken ayrıldık.Ayrılırken ''Türkiye Laiktir Laik kalacak'' diye slogan attık.Şeytan ayrıntıda gizlidir hesabı;DİN VE DEVLET İŞLERİNİN BİRBİRİNDEN AYRILDIĞI Laik bir devlette Din görevlileri Devlet memuru mudur ve ayrıca laik devlet vatandaşlarına mecburen din dersi verdirir mi? diye düşündüm.Sırrı karşıt fikirdeydi yerden taş alıp kafama atarak fikrime karşı koymak istedi.Sunuç alamadan Sulh olduk.
Yol Hazırlığı
15 Haziranda başlayacak Kanada gezisi için hazırlıklarımı sürdürüyorum.Giysiler hazır.Pasaport bilet vs tamam.Sadece oğlana hediye kuruyemiş,lokum ve seyahat sigortası kaldı.Onlar da yola çıkarken.
Tiyatro
Şehre tiyatro festivali gelmiş.Pazar akşamı 19.30 da Belediye Sanat Merkezinde Ordu Belediyesi Şehir Tiyarosunun ''Aşkımızın gemisi fındık kabuğu'' adlı oyunu izledim.Nuri beyi de gördüm salonda.Adam ordu'lu ne de olsa.
Program'ım şöyle
28-5 belediye sanat merkezi (Yeni Sinema) 15.00 Ocak adlı oyun
28-5 Çatalçeşme oda tiyatrosu 21.00 Orada kimse var mı
29-5 belediye sanat merkezi 15.00 Yeşil Papağan Limited
29-5 Paü kongre merkezi 21.00 Savaş Oyunu
30-5 Çatalçeşme 21.00 Azerbaycan
Arkadaşlar adamla ta nereden gelmişler üstelik oyunlar bedava daha ne bekliyorsunuz.Gidin izleyin,

Mayıs 23, 2007

SALYANGOZ


SALYANGOZ
Geçen yazılardan birinde ‘’Hafta sonu ne yaptım?’’ diye başlık atmış ve kendi başıma yaptığım doğa gezisini anlatmış,bir de yolda görüp çektiğim bir salyangoz fotoğrafı koymuştum.Salyangoz enteresan bir hayvandır ve bilirsiniz arkasında bir iz bırakır.
Bugün bloğuma bir eski öğrencimin yazdığı bir yorum okudum ve beni birkez daha bıraktığım izlere götürdü.İşte izlerimden bazıları:
Rüştü Tolga Şen:
Tabiki hatırlamayacaksınız, ben Rüştü Tolga Şen. Gaziantep Fen Lisesi.89 girişli 4-D sınıfından. İster inanın ister inanmayın okulda en sevdiğim öğretmenimdiniz. Sabrınız, sakinliğiniz ve öğrencilere davranışlarınız diğer öğretmenlerden çok farklıydı. Yaptığınız bir sınavda sorunun cevabı artezyendi ve biz 8 kişi birden bir arkadaşımız kartezyen yazdığı için kartezyen olarak cevaplamıştık. Yaptığımız hatayı bizimle paylaşmıştınız ancak cevabı da doğru kabul etmiştiniz. Endüstri mühendisiyim, İstanbulda yaşıyorum, evliyim ve benim de 5 aylık bir oğlum var. Herşey için çok teşekkür ediyorum hocam. Kendinize iyi bakın.
Betül Işık:Babadağ Hacı Mehmet Zorlu Çok programlı Lisesinde 2005 mezunu son iki yıl sinif öğretmeni olduğum sınıfımın sınıf başkanı.Evlerine telefon ettim geçenlerde.Arayayım da 19 mayısa çağırayım.Arkadaşlarıyla beraber hepsini bir arada göreyim,nasıl olsa evdedir,diye. Telefona abisi çıktı ve haber:Betül Malatya İnönü Üniversitesinde Kamu Yönetimini kazanmış ve okuyor.Demek ki bir öğrencim daha yolda.
Olgaç Güney,Onur Kavas,Betül Eren,Mert Demirçalı ve diğerleri:Denizli Mustafa Kaynak Anadolu Lisesinde son bir buçuk yıldır beni çıldırtan öğrencilerimden bazıları.Ama ne özellikleri var?Hepsi de pırlanta gibi çocuklar ama bir o kadar da yaramaz.Marifetleri ise tiyatro.Harika oyunculukları ile 21 Mayıs gecesi ‘Ah Şu Gençler ‘oyununu çok güzel oynadılar.Kendi hayatımdan izler buldum.Hepsi de şu anda yoldalar. Ne demiştim Önemli olan yolda olmak varmak değil.

Mayıs 15, 2007

(Resim alıntıdır)
DİKKAT…. SADECE DÜŞÜNCEDİR….KİMSEYE ZARARI YOKTUR.
QUO VADİS (NEREYE)
İnsanlar ve toplumlar zaman zaman durup, nereye? diye kendi kendilerine sormalıdırlar diye düşünüyorum.Günlük hayat bize öyle bir koşuşturma,telaş,yetişme kaygısı veriyor ki bazen ne yaptığımızı,niye yaptığımızı sorgulamadan spontane (anlık) kararlarla bir harekete başlıyoruz.Sonuçta öyle bir durum ortaya çıkıyor ki ben bunu mu istemiştim?diye kendi kendimize sormak zorunda kalıyoruz.Örneğin siyaseti ele alalım.Bundan bir ay kadar evvel bu ülkenin Cumhurbaşkanlığına kim aday olacaktı belli değil.Önümüzdeki seçimler ne zaman yapılacaktı belli değildi.Bugün de seçime hangi partiler hangi liderlerle ve hangi programlarla girecekler belli değil.Peki neden böyle :Günlük düşündüğümüz,yakın geçmişi hatırlamadığımız,resmin tamamını ortaya koyup bakmadığımız için.Kişiler kendi maddi çıkarları ve statü için,şirketler kendi karları için bu seçimlere hazırlanırken sormak gerek:Bu Anayasa ile mi bu toplum mutluluğa huzura doğru yol alacak?Demokrasi böyle bir şey mi?QUO VADİS?

Mayıs 14, 2007

İzmir Kemeraltı'nda Kızlarağası Han (Dinlenmek için ideal)
Tarihi Asansör'den (Her yerde Kar var adlı şarkıyı kısık sesiyle ve bozuk türkçesiyle söyleyen Dario Moreno'nun sokağının üstünde) Konak yönüne İzmir

Kaldığım evin bahçesinden Çiçekler


Mayıs 09, 2007

GİTTİM GÖRDÜM DÖNDÜM

Asansör'e giderken körfez
Kerem Sitesi sahilinde günbatımı
GİTTİM
Geçen cuma sabahı erken saatlerde yola çıktım ve Tavas,Kale üzerinden Muğla'yı geçip Bodrum'a vardım.Amaç bir iş görüşmesi.Üst baş varmadan değişti,görüşüldü ve bir klasik:Yalıkavak Belediye çay bahçesinde denize bakıp, havasını alıp doyumsuz manzarasında sabah keyfi.Ardından öğlene yola çıkıp ara yoldan Didim Akbük.Yolda levrek,domates,ekmek ve süt gibi ihtiyaçlar alınıp kardeşimin evine yerleşme.
GÖRDÜM:Akbük'te yürüyüşler yaptım,kitap okudum.(Taş Meclisi)Akşam yemeğinde balık pişirdim ve fotoğraflar çektim.Dönüş güzergahını İzmir'e uzatıp oğlum Mehmet Ender ile buluştum.Ona yemek yaptım,Metro,Asansör adlı tarihi mekanı görüp izmir fotoğrafları çektim.Karataş,Kemeraltı,Bornova ve Turkuaz park gibi yerler listemde.
DÖNDÜM:İzmir'den çıkıp Bornova çıkışı ile Turgutlu,Salihli ve Alaşehir üzerinden Buldan maden suyunu da içip Denizliye döndüm.İyi yaptım.Aferin bana.845 km iyi yol.





Mayıs 01, 2007

HAFTA SONU NE YAPTIM?

1/BAĞBAŞI KENT ORMANINDAN DENİZLİ
2/DENİZLİ BELEDİYESPOR'UN MAÇINDAN BİR GÖRÜNTÜ

3/SERVERGAZİ'DE BİR YOLCU



Hafta sonlarını nasıl değerlendirdiğimiz, sanırım bizlerin eğitimimiz,kültürümüz ve çalışma hayatımız ile bağlantıları var.Örneğin üniversite eğitimi alan bir çok insan bir müzik aleti çalıyor,korolarda görev alıyor,fotoğraf çekiyor.Buna karşılık köy kültüründen gelen birçoklarımız içinse hafta sonu demek aile büyüklerini ziyaret ama herşeyden önce ve daima kahve kültürü anlamına geliyor.Vaktin nasıl geçtiğini bilmeden saatler geçirip yorgun bir kafa ile evlerine dönüyorlar.Bir başkası yaklaşım ise iş hayatı ile ilgili.Yoğun ve stresli calışmalarla dolu bir işe sahip olanlar ise hafta sonlarını doğaya kaçarak değerlendiriyorlar.Bunlar arasında kamping,yamaç paraşütü,motosiklet,piknik ve trekking gibi etkinlikler sayılabilir.Bunlardan hangilerini yaptığınız büyük ölçüde sizi ve kişiliğinizi,eğitiminizi,kültürünüzü yansıtıyor demektir.Nelerden hoşlandığınızı tesbit edin ve başlayın etkinliğe.
Ben doğa gezileri ve fotoğraf ile ilgileniyorum diyeyim ve bunlarla ilgili son ürünlerimi sunayım sizlere.

Nisan 20, 2007

OKUL GEZİLERİ-ANALİZ




Geçen günlerde hepimizin yüreğini yaktı Aksaray yakınlarındaki kaza.İlköğretim okulu 2.sınıf
öğrencilerinin bulunduğu bir otobüs karşidan gelenlerin şeridine geçmiş,bir kamyona tam karşıdan çarpmıştı.Öğrencilerin çoğu ilk anda ölmüş,kollar bacaklar etrafa savrulmuş,bir kısmı da yaralı haldeyken ölmüşlerdi.
Bu olayın haber verildiği evlerdeki feryat figanı da varın siz düşünün.
Şimdi sorular sorarak olayı analiz edelim ve sorunu tesbit edip çözümü belirleyelim.
Soru 1:Olay nerede olmuştur?Cevap:Karayolunda
Soru 2:Sorumlu kimdir?Seyahat acentesi,Otobüs sahibi,Şoför,Öğretmen,Müdürler.
Soru 3:Sorumlular öğrencileri karayolu ile uzak bir bölgeye geziye götürmeye uygun mudur? Cevap:Hayır
Neden:Türsab adlı Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği adlı Kuruluş Milli EğitimBakanlığına baskı uygulayıp Okul gezileri turizm için yapılan bir seyahattir.Bu nedenle okul gezilerini biz yapacağız,Bu bizim hakkımızdır,diye bir karar aldırdı.Okul gezileri de buna göre yapılıyor.
Nasıl:Okul yönetimleri şehirdeki seyahat acentelerine başvurup teklif alıyor ve en uygun olanla gidiyorlar:Seyahat acentesinin kendi son model otobüsü yok.Genellikle şehirde servis işinde kullanılan eski,arızalı,nerede problem çıkaracağı belli olmayan otobüsleri kiralıyor.Şehirde kısa bir güzergahta çalışan şoförler,muavinler otobüse biniyor ve yola çıkılıyor.Artık şehirlerarası tecrübesi olmayan şoförün nerede ne yapacağı bilinmez.Gündüzden uyksuz mudur,dinlenmiş midir?Yolu bilir mi?Belli değil.
Sonuçta yukarıdaki gibi olaylar gerçekleşebilir.Gerçekleşmiştir.Sorun bu.
Çözüm ne:Karayollarında yolcu taşımayı en iyi kim bilir?Şehirlerarası otobüs firmaları.Neden?Çünkü onların otobüsleri yenidir,şoförleri tecrübelidir,yolu bilirler ve hepsinden önemlisi Trafik polislerince çok sıkı denetlenirler.Öyleyse okul gezilerinin seyahat şirketlerince mi yoksa otobüs firmalarınca mı yapılması daha güvenlidir?Kararı siz verin

Nisan 05, 2007

GAZİANTEP FEN LİSESİ

DÜN ÇOK MUTLU OLDUM….
1987 ile 1994 yılları arasında Coğrafya öğretmeni olarak Gaziantep Fen Lisesinde çalıştım.Bu yıllar benim için müthiş bir koşuşturma içinde geçti.
Bir yandan evde ‘o zaman 2 yaşında’küçük oğlum Mehmet var, anasıyla dönüşümlü olarak sabah birimiz sonra diğerimiz ona bakmaya çalışıyoruz,bazen ders ya da toplantı çakışıyor abisine emanet edip üzerlerinden kapıyı kilitliyoruz.Çocuklar korkup balkona çıkıyorlar, başlıyorlar ağlamaya.Komşular bize kızıyor.
Diğer yandan ben Ankara Hukukta ekstern okuyorum.Geceleri evde oturup ders çalışıyorum.Komşular gelip gitmiyorsunuz diyor.Zaman zaman vizeler ya da yılsonu sınavları oluyor.Ben ya milli eğitimden izin alıyorum ya da sağlık raporu..Olmadı Müdürümüz sevgili Kenan Çakır ile Müdür yardımcısı Osman Olgun veya Necdet Özçelik beni idare ediyor.Dönüşte diğer öğretmenlerle ayarlayıp dersleri telafi ediyorum.Zarar ziyanı önlüyoruz.
Hafta sonu oldu mu Necati Uysal haber eder, hadi pikniğe gidelim.Necdet etleri hazırlar,çoluk çocuk akşama kadar ye iç.Üç aile, 6 çocuk,6 büyük Şiş göbeklerle dönülür.
Her 20 günde bir nöbetler gelir.Sabah sekizden ertesi gün aynı saate kadar okulda kalırsın.Öğrencilere yemek yedir,koridorda dolaş,kantinde çay iç,televizyon izle.Bazı öğrenciler ekmek arası patates yerler, paraları yoktur, onlara üzül.Gece yatağını yadırgarsın,bazı yaramazlar gece durmazlar.Kimi alarmı çaldırır ben tamir ederken birkaç kere de ben çaldırırım.Öğrenciler pijamalarla dışarı çıkar.Kimi bağıra çağıra tuvalete gider.Bazen sebepsiz gürültüler tekrarlanır durur.Sabah kalkarsın ki gözlerin kanlanmış,uykunu alamamışsın,sakal uzamış,ders varsa derse yoksa eve.Eğer ücreti de aldıysam yoldan baklava da alınır, eve götürülür.Hey gidi günler hey.Anlatsam daha ne çok şey yazarım antep ve okulum hakkında.
İşte bu çocuklar okulları bitirdiler,mesleklerine başladılar,evlendiler ve çoluk çocuğa karıştılar.www.Gaziantepfenliseliler.biz diye site oluşturmuşlar.Ben siteyi ilk gördüğümde çok duygulandım.Kendini hatırlamasam bile adını anımsadığım bir sürü öğrencinin nerelerde olduğunu gördüm ve mutlu oldum.Daha sonra baktım benim adım yok.Beni de ekleyin diye son durumumu yazdım.Baktım ki dün sayfa editörü; Mustafa hocam azmi ile bizleri etkilemişti, diyor artık duygusallığım taştı,sel oldu.Çok ama çok mutlu oldum.Biz orada sizler için vardık.Tabii biraz da ‘tamamen duygusal’sebeplerle.
Herneyse ben sevindim,gururlandım,sizlerde yaptığınız mesleklerle hem kendinizi mutlu eder hem de içinde yaşadığınız topluma hizmet edersiniz.Ne güzel Gaziantep Fen Liseli olmak.Ne mutlu o dayanışma ve dostluk dolu günleri yaşamak.Hepinizi çok seviyorum.Hoşçakalın.

Nisan 01, 2007

Sanal alemin gerçek kişileri

Bugünlerde çevremde bazı insanların bilgisayara özellikle de internete fazlaca takıldığını görüyorum.
Bunlardan biri bir erkek yeğen.İşi gücü bilgisayarda oyun oynamak.Oyun dergileri alıyor.oynuyor.rekorlar kırıyor falan.Asıl ilgilenmesi gereken alan olan eğitim hayatında kendini geliştirmesi gerekirken, enerjisini bu alana ayırması açıkçası beni endişelendiriyor.
Bir diğeri ise bekar bir arkadaşım.Bu arkadaşım yıllardır yaptığı meslekten daha fazla zamanı internette okey oynamaya veya chat yapmaya ayırıyor.Ne zaman bürosunda otursak o konuşmayla ilgilenmek yerine gözünü ekrandan ayırmadan birşeylerle uğraşıyor.Aynı anda üç ayrı msn sahibi.Birsürü arkadaşının her an oturum acışları sesli işaretle duyuruluyor.
Bunlardan sonuncusu ise daha saf ve iyiniyetli bir acemi .Hayatında doğru dürüst chat nedir bilmeyen gerçeklik dünyasının bu kişisi ise chat yaptığı kişileri de kendisi gibi gerçek sanıyor.Sanal alemden,sanal yalanlardan sanal sözlerden bihaber olan bu arkadaş ise sanalden hayal alemine geçmiş durumda.Kendisini gerçek aleme zorlukla döndürebildik. Bu tür kişilerde internetin bazı kişilerde depresyona soktuğu,gerçeklik duygusunu yitirmeye yolaçtığını uzmanlar hatırlatıyor.
Son bir haber de büyük oğlandan geldi.Bilgisayar mühendisi olan bu şahıs gözlüklerinin derecesini muştuladı bana.Sebep:Bilgisayar.Hayırlı internetler dilerim.

Mart 05, 2007

yaşayabilmek


Yaşayabilmek sağ olmakla başlar.Sağ olmak ise sağlıklı olmakla .
Bir insanın sağlıklı olabilmesi, bağışıklık sisteminin çalıştığı ve onu şeşitli zararlılardan koruyabildiği bir durumdur.Bu durum herhangi bir nedenle stres yaşadığınız,üzüldüğünüz zamanlarda vücut dengesinin bozulmasına yolaçar.Denge bozulduğunda ise bağışıklık sistemi sizi koruyacak savaşçıları yeterince üretemez.Düşmanlar çoğalmaya başlar.Önce dişlerde,sonra damarlarda,kalpte ve diğerlerinde.Artık sizi zararlılardan koruyacak kalkanlar kırılmıştır.Düşman istilası başlamıştır.Ne zaman ve nerede yıkılacağınız ise şansa kalmıştır.Onun için yapılacak en önemli şey stresli durumdan kurtulmaktır.Üzülmekten vazgeçmektir.Üzüldüğünüz şey'in önemli ve değerli olmadığını kabul etmektir.Kolay mı?Asla. Ama önemli olan yolda olmaksa yolda kalabilmek te kendimiz için değerli.En değerli varlığımızı koruyabilmek için:Bağışıklık.com lütfen okuyun ve anlayın saygılar.

Şubat 24, 2007

okul hayatı


Okul hayatı ile hayat okulu arasındaki farklar neler?
Aşağıda bu konuda hazırlanmış bir liste yeralıyor.Alıntıladım.Bakın bakalım,

1- Okul hayatında sınavlar, önceden haber verilerek yapılır ve notunuz yüzünüze söylenir. Oysa hayat okulunda insanlar sizi habersizce "sınava çekiyor" ve ve yargılarını genellikle içlerinde tutuyorlar.

2- Okul hayatında anlatılmayan konudan soru sorulmaz, hayat okulunda soru çıkabilecek her konuyu bilmeniz bekleniyor.

3- Okul hayatında notunuz "objektif" rakamlarla karnenize yazılır. Oysa hayat okulunda, "subjektif(kişisel) kanaatlerle" "notunuz" veriliyor.

4- Okul hayatında soruların tek doğru cevabı vardır. Hayat okulunda kişiye göre değişen doğru cevapları bilmeniz gerekiyor.

5- Okul hayatında bulunduğunuz sınıftan daha aşağıya düşmezsiniz. Hayat okulunda "sınıftan düşmek" mümkün!

6- Okul hayatında önce dersinizi öğrenir sonra sınava girersiniz. Hayat okulunda önce sınava çekilip sonra "dersinizi alıyorsunuz."

7- Okul hayatında tek dersten sınıfta kalanlara "bir ek sınav hakkı" daha verilirdi. Hayat okulunda bir fırsatı kaçırıp son vagona atlayamayanlar için "tek ders fırsatı yok".

İlerde belki hayatın okuluna başladığınızda sizlere yardımı dokunur.Başarılar.Sınav bir şeydir,hayat herşey.

Ocak 27, 2007

HOŞÇAKAL MUSTAFA KAYNAK ANADOLU LİSESİ


Sevgili öğrenciler
maalesef sizlere tam olarak izah edemedim ama ben kendimce haklı nedenlerle hayallerimin peşinden gidiyorum.
Bir sahil kasabasına yerleşme gibi bir hayalim var.inşallah olur.Motorla uzun geziler yapma hayallerim var.İnşallah bu da olur.
ÖĞRETMENLİĞİMİN son birbuçuk yılını sizlerle çok güzel günler geçirerek tamamladım.Bana mutluluk verdiniz.Kalbini kırdıklarımdan özür dilerim.Hepinize hayatta mutluluklar dilerim.
Yolculuk devam ediyor.Önemli olan yolda olmak varmak değil.

Ocak 21, 2007


gezideki son mola yeri:çivril
elma diyarı

yaz gezisi sonunda en son iki fotoğraftan biri. Büyük taarruz idare yeri
26 ağustos 1922 de Türk kuvvetleri ile yunanlılar arasında başlayan ve 4 gün süren binlarce şehit pahasına tepelerin el değiştirdiği ve sonunda Büyük Zafer'in kazanılıp yunanlıların izmir'e doğru kaçışının başladığı yer.Büyük önder ve şehitleri rahmetle anıyoruz.

Ocak 14, 2007

oğlum

Dün oğlumdan bir e-posta aldım.Bana hem kendinin hem benim bloğumu okuyan ve duygulanan bir babanın mesajını iletmiş.Her ikisine de teşekürler.Ben kendi çapında bir öğretmen,hukukçu ve hepsinden de önce bir insan olmaya çalışıyorum.İnsan olan herşeye kavuşur.Resimdeki gibi, dağ başlarındaki yalnız ağaçlar gibidir babalar.Çocuklarının sevgisini beklerken yalnız başlarına ve sessizce.Ayrı da olsalar yürekleri birliktedir.
Kendisinin affına sığınarak yazısını aktarıyorum:
Babalar - Ogullar
Hic yazasim yok, elim kaleme gitmiyor. Veya yazip yazip siliyorum, bloglines abonelerim farkinda sanirim, cunku silsen bile kacmiyor bloglines’dan…

Aslinda hic yasayasim yok desem? Uc gundur bulasik yikamiyorum, lavabo dolmus… Gecen hafta camasira gitmedim, bugun de gitmezsem uzerime giyecek camasir olmayacak haftaya ayiptir soylemesi… Canim HIC bir sey istemiyor, kahvalti bile etmiyorum; sabah kalkinca kahveyi koyuyorum, o olurken dus, cikinca sigara – kahve, yeter…
Isyerim evime gore doguda… Dolayisiyla her sabah ise giderken ve her aksam is donusu gunes karsimda; sabah gunesi ben doguruyor, aksam da ben ugurluyorum bu diyarlarda ben size soylemis olayim bak… Yilbasinda kendime hediye aldigim player'i de taktim mi kulagima, karsimda dogan gunes, shuffle'da bahtima dusen sahane bir sarki, e ben de terkediyorum gercek dunyayi, o yarim saat boyunca kendi / kapali kapilar ardindaki / kimsenin bilmedigi / bilincimin derinlikteki / golgelerin olmadigi dunyaya geciyorum… Bu arada slalom yapan, sari / kirmizi arasi isikta gecen okuzler beni cekmeye calissalar da gercek dunyaya, nafile… Keyfimi bozamiyorlar kendi dunyamda…
Sonra adim adim donuyorum gercek dunyaya sirkete gelince; kusaniyorum gercek dunya silahlarimi, gulmemeye ozen gosterdigim yuzum, sadece is konusan agzim, sert bakislar gibi… Bu silahlari kusanmam lazim, yoksa biliyorum ki gercek dunyada muzik yok, duygular yok, siir yok, ask yok. Siparisler, bos biraktigin anda kendi dunyasina dalip dalga gecmeye can atan elemanlar, makina kapasiteleri, haftalik raporlar var.
Gun bitiminde donus yolunda ayni rituel, bir ibadet gibi tekrarlaniyor, player kulagimda, batan gunes karsimda, ben kendi dunyamda…

Aksam biraz internet surf, ne denk gelirse artik, linkten linke… Nasil denk geldim hatirlamiyorum, genc bir arkadas, Ilker Ender, Toronto’da imis, blogu var, fotografci, burada biraz soluklanalim o zaman, okuyalim bakalim, sonra her zaman yaptigim gibi (“iyiymis lan, linklerine de bakalim”) deyip linklerine bakiyorum, bir link: babam…
Hemen tikliyorum linke, aferin, blank page acmis, isini bilenlerden… Baba karsimda simdi, Mustafa Ender… Bir ogretmen, Denizli’de (ana? kimlerdensiniz?) memleketlim, benden birkac yas buyuk, motosikletli, gezgin, aydin, kamerasi var, bakmayi, gormeyi, gordukleri hakkinda kafa yormayi ve bunlari yazmayi bilen ve isteyenlerden, doygun…
Her iki sayfa da acik ekranda, bir babaya, bir ogluna bakiyorum; gozlerim doluyor…

Mustafa Ogretmenim, bir tek sey diledim baba-ogul blogunuzu okurken; dilerim ki onumuzdeki sene okula baslayacak olan hasretim oglum Can’in ogretmeni sen olursun, ona da ogretirsin, kendi ogluna ogrettigin gibi
Aydin olmayi,
Yasama bakmayi, gormeyi,
Onemli olanin aldigi nefes sayisini saymak degil
Nefesini kesen anlari saymak oldugunu
Yasam agacinin her damlasindan keyif almayi

Onemli olanin varmak degil, yolda olmak oldugunu

Ocak 10, 2007


Yolculuk sürüyor ancak artık sonlardayız.Son gün bir başka durak Başkomutanlık savaş alanı ve idare yeri.Bunun için Afyon'un Dumlupınar ilçesine uğramanız gerekiyor.Anıt alanından ilk fotoğraf.Şehitlere rahmet diliyoruz.Büyük Ata'ya saygı ve sevgilerimizi şükranlarımızla sunuyoruz.

Ertuğrul Gazi'nin türbe içindeki sandukası

Ocak 05, 2007


Bilecik Söğüt-Ertuğrul Gazi türbesi içinde Osmangazi'nin mezarı

Dönüş yolundayım sırada yolüstü bir uğrak yeri Ertuğrul gazi türbesi var Osmanlı devletinin kurucusunun babası ALLAH rahmet eylesin

Aralık 27, 2006


kilometrelerce uzunluktaki karasu sahili

yaz gezisinin sonu


Bu yaz motosikletle karadeniz sahilleri boyunca sinoptan başlayan gezinin sonu;Karasu tamamen kumullar üzerine kurulup gelişmiş,upuzun sahilleri olan ve Adapazarının sayfiyesi

Aralık 20, 2006

kartalgölü


hazır erenbaba çevresindeyken aynı çevreden birkaç resim
ilki kartalgölü

Aralık 19, 2006


Erenbaba'nın mezarı ve etrafında dua edenler

Erenbaba

BEYAĞAÇ, KARTALGÖLÜ VE ERENBABA
İlk defa 1995 yılında gördüm Beyağacı.
O zamanlar Acıpayam'da öğretmendim.Birileri tavsiye etti ve ilk kez zorlu bir yolculuktan sonra Kartal Gölü'ne ulaşıp güzelliklerini gördük.
!900 m.civarında bir yükselti.Denizli’den Beyağaç ilçesi yaklaşık 100 km.Arkasından 30 km sarp,yokuş,taşlı bir orman yolundan gidilen,insanı yola çıktığına pişman eden bir güzergah.
Sonunda Çiçekbaba dağının zirvelerinde bir buzyalağında kar sularının birikmesiyle oluşmuş,pırıl pırıl ve buz gibi suları ile çok şirin ve minik bir göl.Çevresi yemyeşil çayırlarla çevrili,yamaçlarda asırlık anıt çam ağaçları bulunan bir doğa harikası:Kartalgölü
Aradan yıllar geçti.Bu kez yörenin birbaşka yönünü keşfettim.Her yıl Ağustos ayı’nın son perşembe günü sabah erkenden Beyağaç yönündeki Kartal gölü çevresinde geceleyen Yörükler ile köyceğiz yönünden gelenler, Çiçekbaba dağının zirvesinin doğu yamaçlarında bulunan ve yörede kutsal ve koruyucu kabul edilen Erenbaba adındaki ermiş ‘in mezarında buluşup mezar ziyareti yapıp dualar ediyorlar.Önceki yıldan vaat edilmiş adakları varsa yanlarında getirdikleri veya orada satın aldıkları oğlakları önce duayla kesiyorlar.Arkasından yanlarında getirdikleri ve kabukları soyulmuş uzun ve kalın sopalara asıp hızla yüzüyorlar.Bu sopalara oğlakları takıp önceden yakılmış ateşlerin üzerine uzatıp yavaş yavaş pişiriyorlar ve ailece bir arada yiyorlar.Velhasıl mistik bir ortamda dua,inanç,adak oğlak eti derken dağ başında sessiz ve serin bir ortamda yıllık bir tazelenme,amaçlanan bir Eren’e ulaşma.Arkasından görüşülmeyen başka köylerdeki,Fethiye ve Köyceğiz tarafındaki tanıdıklarla görüşme,bir nevi festival.
Genellikle her iki taraftaki Yörükler bir önceki gün gündüz,traktörler, minibüslere veya diğer taşıtlara doluşuyorlar,yanlarında çadırları,bir yığın çıralı çam kütükleri,uzun sopaları ve oğlakları ile geliyorlar.Çadırlar kurululuyor,traktör kasalarına yerleşiliyor.Yemekler pişiriliyor,harlı harlı yanan odun ateşinde pişen çaylar belki bir günde beş defa içiliyor.
Gece ise buz gibi bir havada, ateşte pişen çeşitli yemeklerin yanı sıra içki içenler ve şarkılarla türkülerle oynayanlar,coşku dolu gençler.Geçen yıllarda bu iş o kadar ileri gitti ki mahalli yöneticiler;Eren’in manevi havası ile aşırı içki ve silah atışları yapılan ortam arasındaki uyumsuzluğu dikkate alarak işin eğlence tarafını kontrol altına aldılar.2006 yılı yazındaki son gezimde gayet düzenli,jandarma denetiminde rahat bir hale getirildiğini gördüm ve sevindim.Çünkü önceki bir gezide gece saat 3’e kadar silah seslerinden uyuyamamıştım.
Herneyse,her yıl Ağustos ayı’nın son Çarşamba günü toplanma ve ertesi günü sabah erkenden Erenbaba’nın mezarını ziyaret.Olayın özü bu.Ama Çiçekbaba dağının zirvesinde sessiz bir dağ başında olduğunda ise insanı etki altına almayı özüne dönmeyi ve yaşamını sorgulamayı sağlıyor.Bu yönleriyle benim için, özellikle de motosikletle, her yıl gitmeyi isteyeceğim bir yer.

Aralık 12, 2006

modern camii


Türkiyede ve balkanlarda pek benzeri bulunmayan bir cami
akçakoca merkez camii modern bir mimar eseri

mancarlı pide


Akçakoca gerçekten çok şirin bir yer
çeşit çeşit yiyecekleri var.limanda bana yaz günü balık-ekmek yedirdiler ve çok güzeldi ama aklımda da mancarlı pide kaldı.inşallah gelecek sefere